Suriye'de İstikrarsızlığın Yeni Aktörleri: Rejim Kalıntıları, Mezhepçi Teröristler ve Yabancı Müdahaleler.

Editör: Ülke Postası Haber Sitesi
07 Mart 2025 - 10:47
Suriye’de İstikrarsızlığın Yeni Aktörleri: Rejim Kalıntıları, Mezhepçi Teröristler ve Yabancı Müdahaleler
Suriye, on yılı aşkın süredir süren iç savaşın ardından yeni bir döneme girmiş gibi görünse de, aslında ülke içindeki kaos ve istikrarsızlık bitmiş değil, aksine daha karmaşık bir hal almıştır. Bugün, Suriye’yi yeniden istikrarsızlaştırmaya çalışan aktörler yalnızca iç savaş döneminde sahneye çıkan gruplar değil, aynı zamanda Esad rejiminin kalıntıları, İran destekli mezhepçi milisler ve İsrail’in bölgeye yönelik örtülü müdahaleleridir. Bu unsurlar, ülkenin bir araya gelmesini engellemek, etnik ve mezhepsel bölünmeleri derinleştirmek ve Suriye’yi zayıf bir devlet olarak kalmaya mahkûm etmek için ortak bir strateji izlemektedir.
⸻
1. Rejim Kalıntıları: Esad’ın Ardında Bıraktığı Yıkıcı Güç
Suriye’de rejimin çökmesiyle birlikte, Esad’a bağlı askerî ve istihbarat unsurları ülke genelinde varlıklarını korumaya devam etmiştir. Bu unsurlar, özellikle Şam, Halep, Lazkiye ve Humus gibi bölgelerde gizli hücreler kurarak hem yeni hükümeti istikrarsızlaştırmak hem de halk üzerinde eski rejimin baskıcı mirasını sürdürmek için faaliyet göstermektedir.
Bu unsurların temel hedefleri şunlardır:
• Yeni yönetimi zayıflatmak ve kontrol edilebilir hale getirmek,
• İran’la iş birliği yaparak Şii milisleri Suriye’nin kalıcı bir unsuru haline getirmek,
• Suriye içinde halkı korkutarak, eski rejime olan özlemi körüklemek,
• Ekonomik altyapıyı sabote ederek halkın yeni yönetimden umudunu kesmesini sağlamak.
Bu unsurlar, İran’ın da desteğiyle özellikle Suriye’nin doğu ve güney bölgelerinde yeniden organize olmuş ve bölge halkına yönelik baskılarını artırmıştır.
⸻
2. İran Destekli Mezhepçi Teröristler: Suriye’yi İran’ın Uydusu Haline Getirme Çabası
İran, Suriye’de Esad rejiminin çöküşüyle birlikte sahada daha etkin bir rol üstlenmiştir. Devrim Muhafızları, Hizbullah ve diğer Şii milis grupları, Suriye’yi İran’ın bölgesel yayılma politikalarının bir parçası haline getirmek için sistemli bir plan yürütmektedir.
İran’ın Suriye’deki temel stratejileri şunlardır:
• Mezhepsel Bölünmeyi Derinleştirmek: İran, Suriye’de demografik değişimler yaparak, Sünni Arap ve Türkmen nüfusun azalmasını ve yerine Şii nüfusun yerleşmesini teşvik etmektedir.
• Askerî Varlığını Kalıcı Hale Getirmek: Hizbullah başta olmak üzere İran’a bağlı milis grupları, özellikle Şam, Deyrizor ve Halep’te kalıcı üsler kurmuş, Suriye’yi İran’ın ileri karakolu haline getirmiştir.
• Ekonomik Bağımlılığı Artırmak: İran, Suriye’de kritik enerji ve ticaret alanlarını ele geçirerek ülkeyi ekonomik olarak kendisine bağımlı hale getirmeye çalışmaktadır.
Bu grupların varlığı, Suriye’nin gelecekte bağımsız ve birleşik bir devlet olmasını engelleyen en büyük faktörlerden biridir.
⸻
3. İsrail Destekli Müdahaleler: Suriye’yi Parçalanmış Bir Devlet Olarak Tutma Çabası
İsrail, Suriye’de güçlü bir merkezi hükümetin oluşmasını kendi güvenlik politikalarına tehdit olarak görmekte ve bu yüzden ülkenin zayıf kalmasını sağlayacak adımlar atmaktadır. İsrail’in Suriye’de izlediği stratejiler şunlardır:
• Askerî Saldırılar: İsrail, özellikle İran milislerini hedef aldığı iddiasıyla Suriye’nin askerî altyapısını sürekli bombalamakta, ancak bu saldırılar aynı zamanda Suriye ordusunun da güçsüzleşmesine neden olmaktadır.
• PKK/YPG ile İş Birliği: İsrail, ABD ile birlikte Suriye’nin kuzeyinde bir PKK/YPG devleti kurma çabalarını destekleyerek, ülkenin bölünmesini hızlandırmaktadır.
• Bölgesel Ayrılıkçılığı Destekleme: İsrail, Suriye’deki farklı etnik ve mezhepsel grupları birbirine karşı kışkırtarak, merkezi yönetimin güçlü bir kontrol mekanizması kurmasını engellemektedir.
İsrail’in Suriye üzerindeki müdahaleleri, ülkenin toparlanmasını ve bir bütün olarak yeniden inşa edilmesini engelleyen en büyük dış tehditlerden biri haline gelmiştir.
⸻
4. Suriye’nin Tek Çıkış Yolu: Türkiye ile Stratejik İş Birliği
Suriye’nin içinde bulunduğu kaotik durumdan çıkmasının tek yolu, bölgesel ve tarihi olarak en güçlü müttefiki olan Türkiye ile iş birliği yapmaktır. Türkiye, yıllardır Suriye halkına insani yardım sağlamış, mültecileri korumuş ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne bağlı kalmıştır.
Türkiye’nin Suriye’ye yönelik politikaları şunlardır:
• Suriye’nin Toprak Bütünlüğünü Savunmak: Türkiye, hiçbir zaman bölgedeki ayrılıkçı unsurları desteklememiş, aksine Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak için mücadele etmiştir.
• Mezhepçi Siyasete Karşı Çıkmak: Türkiye, İran ve İsrail’in aksine, Suriye’de mezhepsel ayrışmaları derinleştirecek adımlar atmaktan kaçınmış, halkın birlik içinde hareket etmesini savunmuştur.
• Güvenli Bölgeler Kurarak İstikrar Sağlamak: Türkiye, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtlarıyla Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölgeler oluşturarak milyonlarca insanın güvenli bir şekilde yaşamasını sağlamıştır.
Bugün, devrim sonrası Şam yönetimi, Türkiye’nin bölgedeki en güvenilir aktör olduğunu anlamalı ve ülkenin yeniden inşası sürecinde Türkiye ile stratejik ortaklık kurmalıdır.
⸻
Sonuç: Suriye’nin Geleceği Bölgesel Güçlerin Çıkarlarına Teslim Edilmemelidir
Suriye, Esad sonrası dönemde yeni bir siyasi yapılanmaya giderken, içeride rejim kalıntıları, İran destekli milisler ve İsrail’in müdahaleleri nedeniyle büyük bir tehdit altındadır. Eğer bu unsurların Suriye üzerindeki etkisi kırılmazsa, ülke uzun yıllar boyunca sürecek bir istikrarsızlık sarmalına hapsolacaktır.
Ancak, Türkiye’nin desteğiyle Suriye’nin yeniden inşası mümkündür. Türkiye, Suriye’nin gerçek dostu olarak hareket etmektedir ve ülkenin birliği, toprak bütünlüğü ve halkın refahı için en güvenilir aktördür.
Şam yönetimi, gerçek dostlarını ve düşmanlarını doğru ayırt etmeli ve Suriye’yi parçalamak isteyen güçlere karşı Türkiye ile birlikte hareket etmelidir. Aksi halde, Suriye’nin geleceği, bölgesel güçlerin çıkar hesaplarına kurban edilecektir.
Ahmet Ağca
Beydili Türkmen Derneği ve Suriye Türkleri STK’lar Platformu Başkanı
FACEBOOK YORUMLAR