26 Ağustos 2026 - Çarşamba

SİLAHLARA VEDA NASIL OLACAK?

SİLAHLARA VEDA NASIL OLACAK?

Yazar - Namık Kemal Yıldız
Okuma Süresi: 14 dk.
90 okunma
Namık Kemal Yıldız

Namık Kemal Yıldız

mebnky@gmail.com - 0507 011 43 55
Takip EtGoogle News

SİLAHLARA VEDA NASIL OLACAK?

 

Türkiye'nin son iki yıldır en fazla tartıştığı siyasi başlıklardan biri “Terörsüz Türkiye” sürecidir.

Süreç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 22 Ekim 2024'te TBMM'de yaptığı ve PKK lideri Abdullah Öcalan'ın örgüte silah bırakma ve fesih çağrısı yapmasını gündeme getiren açıklamayla yeni bir aşamaya taşındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın desteğiyle süreç devlet politikası niteliği kazandı.

Ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi devreye girdi. AK Parti, CHP, DEM Parti, MHP, Yeni Yol, HÜDA PAR, Yeniden Refah Partisi, TİP, EMEP, DSP ve Demokrat Parti'nin temsil edildiği Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kuruldu.

 

İYİ Parti neden komisyona katılmadı?

İYİ Parti ise komisyona üye vermedi. Partiye ayrılan üç üyelik boş kalınca bunlar AK Parti, CHP ve DEM Parti'ye birer ilave üyelik olarak dağıtıldı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun itirazı; terörün sona erdirilmesi hedefine değil, sürecin yürütülüş biçimine yönelikti. Dervişoğlu, sürecin kapalı kapılar ardında yürütülmesini, Meclis'te kurulan komisyonun görev ve yetkilerinin başlangıçta açık biçimde ortaya konulmamasını, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın sürecin merkezine yerleştirilmesini, Türkiye, terörü sona erdirmek adına üniter devlet yapısını, vatandaşlık tanımını, Anayasa'nın temel ilkelerini veya devletin egemenliğini tartışmaya açılmamasını istiyordu. Ayrıca PKK/KCK/PYD/SDG’ nin fesih ve silah bırakma açıklamalarının tek başına yeterli olmadığını, gerçek silahsızlanmanın devlet tarafından doğrulanması gerektiğini savundu. PKK'nın ve DEM çevrelerinde dile getirilen Türkiye, Irak, İran ve Suriye topraklarını içine alan daha geniş bir coğrafyada 4 ülke toprakları üzerinde Kürdistan kurulması arayışına dönüşebileceği ihtimalini Türkiye'nin milli güvenliği açısından ciddi bir risk olarak değerlendirdiğinden karşı çıkmıştır.

 

Meclis'ten Uygulama Aşamasına

10 Ağustos 2026'da TBMM Genel Kurulu, Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifini kabul ederek yasalaştırdı.

7595 sayılı Kanun, 18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı.

Kanun, PKK/KCK'nın fiilî varlığının sona erdiğinin ve kontrolündeki her türlü silah ve mühimmatın teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesini, ardından bu tespitin Millî Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesini öngören bir mekanizma kurdu.

İşte bütün tartışmanın kilit noktası burada: Her türlü silah ve mühimmat.”

Artık mesele yalnızca “PKK silah bırakacak mı?” değildir. Asıl soru: PKK'nın elindeki bütün silahlar nerede? Çünkü bir örgütün “silah bırakıyoruz” demesi başka, gerçekten silahsızlanması başkadır.

 

Silahların İzlenmesi Dönemi

24 Ağustos 2026'da süreç yeni bir aşamaya geçti. Kamuoyunda “silah teslimini izleme komisyonu” olarak ifade edilen yapı aslında TBMM'nin yeni bir siyasi komisyonu değil; 7595 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca oluşturulan Takip, Koordinasyon ve Uygulama Kuruldur. Kurula Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlık ediyor. Kurulun yapısında Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Millî Savunma bakanlıklarının yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, MİT ve MGK Genel Sekreterliği bulunuyor.

Kurul bünyesinde dört alt komisyon oluşturuldu:

  1. Adli ve Hukuki İşler Alt Komisyonu
  2. İzleme ve Tespit Alt Komisyonu
  3. Sosyal Uyum ve Bütünleşme Alt Komisyonu
  4. Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu

Özellikle ikinci ve dördüncü komisyon Türkiye'nin güvenliği bakımından hayati önem taşıyor. Çünkü artık devletin cevaplaması gereken sorular şunlar: Kaç silah vardı? Kaçı teslim edildi? Kaçı imha edildi? Kaçı devletin kontrolüne geçti? Kaç mühimmat deposu tespit edildi? Kaç kilogram patlayıcı teslim edildi? Ve en önemlisi: Teslim edilmeyen herhangi bir silah kaldı mı?

Türkiye bu soruların cevabını arayacaktır.

 

Silah bırakma sürecinde daha önceki deneyimlerden yararlanılmadır.

17 Temmuz 2025 tarihinde kaleme aldığım “Silahlara Veda” başlıklı yazımda;

İngiltere ve İrlanda’daki IRA, İspanya ve Fransa’daki ETA ile İtalya’daki Kızıl Tugaylar (Brigate Rosse–BR) örneklerini ayrıntılı biçimde inceleyerek bu örgütlerin fesih, silahsızlanma, silahların teslimi, doğrulama, örgüt mensuplarının tasfiyesi ve hukuki süreçlerine ilişkin deneyimleri okurlarımla paylaşmıştım.

Kurulan İzleme ve Tespit Alt Komisyonu ile Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonları, Terör örgütünün feshi ve silah bırakma sürecini yönetme aşamasında İngiltere ve İrlanda’daki IRA, İspanya ve Fransa’daki ETA ile İtalya’daki Kızıl Tugaylar (Brigate Rosse–BR) örneklerini incelemiştir. Eminim bu tecrübelerden yararlanacaktır. Türk devlet aklına güveniyorum.

Şimdi Türkiye’nin önünde, bu tecrübelerin yalnızca akademik veya tarihsel birer örnek olarak kalmaması; ilgili kurumlarımız tarafından incelenerek, Türkiye’nin şartlarına uygun ve daha güvenilir bir silahsızlanma modelinin oluşturulmasına katkı sağlaması gibi önemli bir fırsat bulunmaktadır.

Çünkü IRA’dan bağımsız doğrulamanın, ETA’dan silah envanteri ve depoların tespitinin, Kızıl Tugaylar deneyiminden ise örgütten ayrılma, itiraf ve adli işbirliği mekanizmalarının nasıl kullanılabileceğine ilişkin önemli dersler çıkarılabilir.

Türkiye, bu örnekleri birebir kopyalamak zorunda değildir; fakat aynı hataları tekrarlamamak ve başarılı uygulamalardan yararlanmalıdır. Terörsüz Türkiye hedefi ancak silahların gerçekten ortadan kaldırıldığı, bunun devlet tarafından doğrulandığı ve sürecin sonunda hiçbir silahlı kapasitenin geride kalmadığının kanıtlandığı bir modelle kalıcı hale gelebilir.

 

11 Temmuz 2025: İlk Silah Vedası

PKK'nın silah bırakma sürecindeki ilk sembolik adım 11 Temmuz 2025'te geldi. Irak'ın Süleymaniye bölgesindeki Casene Mağarası'nda yaklaşık 30 PKK mensubu kameraların önünde silahlarını metal bir kazana bırakarak imha etti. Görüntüler siyasi açıdan önemliydi.

Ancak güvenlik açısından başka bir soru ortaya çıktı: Bu silahlar PKK'nın elindeki silahların tamamı mıydı? Elbette değildi.

Birkaç düzine silahın imha edilmesi, örgütün bütün silahlı kapasitesinin ortadan kaldırıldığını kanıtlamaz. Çünkü: Silah bırakma töreni başka, silahsızlanmanın tamamlanması başkadır. Silahsızlanmanın gerçek ölçüsü kameralar önünde kaç silah yakıldığı değil, başlangıçtaki silah envanterinin ne olduğu ve bunun tamamının nereye gittiğinin doğrulanabilmesidir.

 

Önce Envanter, Sonra İmha

Bir ordunun veya silahlı örgütün silahsızlandırılabilmesi için başlangıçtaki silah kapasitesinin mümkün olduğunca bilinmesi gerekir. Kaç piyade tüfeği? Kaç makineli tüfek? Kaç tabanca? Kaç roketatar? Kaç tanksavar? Kaç havan? Kaç roket? Kaç el bombası? Kaç mayın? Kaç SİHA, Kaç İHA, Kaç kilogram patlayıcı? Kaç mühimmat deposu?

Bunlar bilinmeden “bütün silahlar teslim edildi” demek son derece güçtür. Türkiye'nin yeni hukuki mekanizmasının önemi de burada ortaya çıkıyor.

O halde sağlıklı bir sistemin matematiği basittir:

Başlangıç envanteri + teslim edilenler + imha edilenler + ele geçirilenler + kayıp/tespit edilemeyenler = gerçek silahsızlanma tablosu.

Başlangıç rakamı bilinmiyorsa sonuç rakamı da her zaman tartışmalı kalacaktır.

Yeni kurulan İzleme ve Tespit Alt Komisyonu tam da bu nedenle önemlidir.

 “Silah bırakıyoruz” demek yetmez. Silahların nerede olduğunu da göstermek gerekir.

Başlangıçta örgütün elinde kaç silah, kaç mühimmat, ne kadar patlayıcı ve kaç silah deposu bulunduğu bilinmiyorsa, sürecin sonunda “bütün silahlar teslim edildi” sonucuna ulaşmak da doğal olarak tartışmalı hale gelecektir.

Gerçek silahsızlanmanın ölçüsü, kameralar önünde birkaç silahın bırakılması değil; başlangıç envanteriyle son durum arasındaki farkın devlet tarafından ortaya konulabilmesidir.

 

Şimdi de Suriye: Aynı soru orada da soruluyor

Türkiye'nin önündeki en dikkat çekici gelişmelerden biri bugün Suriye'de yaşanıyor.

PKK’nın Suriye uzantısı Suriye Demokratik Güçleri'nin (PYD/SDF/SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, 20 Ağustos 2026'da yaptığı açıklamada, kuzeydoğu Suriye'de yıllardır oluşturulan askerî, güvenlik ve idarî kurumların Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunun tamamlandığını ve yeni bir aşamaya geçildiğini açıkladı. Mazlum Abdi, yazının yazıldığı günde Suriye’de PKK/PYD/SDG örgütünün kendini fesh ettiğini duyurdu.

Bu açıklama önemlidir. Entegrasyonun tamamlanması, bütün silahların teslim edildiği anlamına gelmez. Nitekim 2026'nın başlarında (PKK/PYD/SDG)) 'nin ağır ve orta silahlarının Suriye hükümetine devrine başlandığına ilişkin haberler yayımlandı. Ancak aynı dönemde bu konuda çelişkili saha haberleri de çıktı. Dolayısıyla bugün için (PKK/PYD/SDG) 'nin elindeki bütün silahlar teslim edildi” sonucuna varmak mümkün değildir.

İşte tam burada Türkiye'nin kendi PKK silahsızlanma süreci açısından çok önemli bir soru ortaya çıkıyor:

 

ABD'nin Verdiği Silahlar Ne Olacak?

ABD tarafından, (PKK/PYD/SDG) terör örgütleri,  DEAŞ'la mücadele kapsamında binlerce tır dolusu silah, mühimmat ve askerî araçlarla desteklendi.

Bugün (PKK/PYD/SDG) 'nin askerî yapısının Suriye devletine entegre edildiği açıklanıyorsa, doğal olarak şu soru sorulmalıdır:

ABD'nin yıllar içinde (PKK/PYD/SDG)'ye verdiği silahlar şimdi kimin kontrolündedir?

Kamuoyuna açık güncel kaynaklarda, ABD'nin PKK/PYD/SDG) 'ye verdiği bütün silahların tek tek sayıldığı, seri numaralarının kaydedildiği ve tamamının Suriye devletine teslim edildiğini gösteren doğrulanmış bir envanter yayımlanmış değil.

 

Silahlar Aynı Zamanda Delildir

Türkiye'nin önündeki en hassas konulardan biri de budur. PKK'dan teslim alınan bir silah yalnızca “imha edilecek bir silah” değildir. O silah geçmişte bir terör saldırısında kullanılmış olabilir. Bir askerimizin, polisimizin, korucumuzun veya sivil vatandaşımızın öldürülmesinde kullanılmış olabilir.

Bu nedenle silahlar imha edilmeden önce mümkün olduğu ölçüde 12 Eylül 1980  askeri idare döneminde yapıldığı gibi;

  • Silahı teslim edenin kimliği
  • Silahın marka ve modeli,
  • Silahın seri numarası,
  • Silahın teknik özellikler,
  • mühimmat türü,
  • kriminal bulguları

kayıt altına alınmalıdır.

Silahlar, Türk yetkililere teslim edilmelidir. Silahlar, Türk Polisi ve Jandarma teşkilatındaki kriminal laboratuarlarda incelemesi gerekir. Eğer silah terör olayında kullanılmış ise silahı teslim eden Türk adaletine teslim edilmelidir. Silahlar inceleme yapılmadan imha edilirse, deliller imha edilmiş olur.

 

Terör örgütü konforunu terk eder mi?

Yıllarca uyuşturucu ticareti, kaçakçılık, petrol ve haraç gibi yasa dışı gelir kaynaklarıyla finanse edilen; on binlerce insanın hayatına mal olan silahlı bir örgüt, gerçekten bütün bu ekonomik ve askerî imkânlarından vazgeçerek silahlarını teslim edecek midir?

Daha da önemlisi, PKK ve bağlantılı yapıların yıllardır savunduğu siyasi hedeflerden, Türkiye, Irak, İran ve Suriye'nin bir bölümünü kapsayan Kürdistan’ın kurulması arayışından gerçekten vazgeçtikleri nasıl ve hangi mekanizmalarla doğrulanacaktır? Türk milletinin terörsüz bir Türkiye'ye olan özlemi kadar, bu sürecin arkasında yeni bir siyasi veya jeopolitik projenin bulunmadığını bilmeye de hakkı vardır.

Çünkü gerçek silahsızlanma, yalnızca tetiğe basmayı bırakmak değildir; silahı, mühimmatı, finans kaynaklarını, örgütsel yapıyı ve silahla ulaşılmak istenen hedefi de geride bırakmaktır.

Türkiye'nin istediği yalnızca silahların susması değil; silahların bir daha konuşamayacağı, terörün yeniden örgütlenemeyeceği ve Türkiye'nin toprak bütünlüğünün hiçbir siyasi projenin pazarlık konusu yapılamayacağı kalıcı bir barıştır. Bunun adı da gerçek anlamda “Terörsüz Türkiye” dir.

Terörsüz Türkiye, hepimizin ortak arzusudur.

Hiçbir anne-baba evladını terör korkusuyla büyütmek, hiçbir asker ailesi evladını göreve uğurlarken “Acaba geri dönecek mi?” endişesi yaşamak istemez.

Ancak terörün sona erdirilmesi kadar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, üniter devlet yapısının, vatandaşlık hukukunun, Anayasa'nın temel ilkelerinin ve millî egemenliğinin de tartışma konusu yapılmadan korunması bizim için vazgeçilmezdir.

Türkiye elbette barışı istemelidir; ancak barış adına devletin temel niteliklerinden vazgeçmeden, terörü bitirirken terörün siyasi hedeflerine teslim olmadan, silahları sustururken silahın arkasındaki örgütsel ve siyasi yapıyı da ortadan kaldırarak bunu başarmalıdır.

Çünkü Türkiye'nin ihtiyacı, terörün geçici olarak susması değil; bir daha silaha ihtiyaç duyulmayacak kadar güçlü, güvenli, demokratik ve bütünlüğünü koruyan bir Türkiye'dir.

Terörsüz Türkiye'ye evet; ama egemenliğinden, üniter yapısından ve Cumhuriyet'in temel değerlerinden taviz vermeden.

Demokratik, laik, sosyal, hukuk Türkiye Cumhuriyetinin yılmaz bekçileriyiz. Ümitvarım, Türkiye sahipsiz değildir. Yüce Türk milletine, Türk Gençliğine güveniyorum.

 

Namık Kemal YILDIZ

 
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
ss