Annelerimize Sözümüz Olsun: Asla Yalnız Yürümeyeceksiniz

Annelerimize Sözümüz Olsun: Asla Yalnız Yürümeyeceksiniz

GÜNDEM Yayın: 08 Mart 2026 - Pazar - Güncelleme: 08.03.2026 14:34:00
Editör -
Okuma Süresi: 4 dk.
112 okunma
Takip EtGoogle News

Annelerimize Sözümüz Olsun: Asla Yalnız Yürümeyeceksiniz

Bugün 8 Mart.

Ama bu yıl size çiçeklerden söz etmeyeceğim.

Size şunu anlatacağım:

Gece yarısı, oğlunun odasının kapısında kulak kabartan bir anneden.

Evladının gözlerindeki o sönüklüğü ilk fark eden,

ama kimseye söyleyemeyen,

"Çocuğum fişlenir" korkusuyla her şeyi içine atan bir anneden...

Bağımlılıkla mücadelenin en görünmez cephesi tam orasıdır.

O karanlık koridor.

İçişleri Bakanlığı'nın

"En İyi Narkotik Polisi: Anne" projesi acı bir gerçeği fısıldıyor:

• Bağımlı gençlerin %85'inden fazlası ailesiyle yaşıyor.
• Bu annelerin %91'i ev hanımı olarak kayıtlı.

Yani tehlike, uzaktaki bir sokakta değil.

"Kale" dediğimiz evin içinde, sessizce beklemiş.

Bu rakamlar bize tek şey söylüyor:

Sorunu ilk fark eden, annedir.

Sofradaki o tuhaf sessizliği,

geceleri eve girişindeki o farklı adım sesini,

anne sezgisi hep yakalamıştır.

 

Bu sezgi;

hiçbir uzmanlık belgesiyle ölçülemez,

hiçbir bütçeyle satın alınamaz.

Ama ANNE yalnız bırakılamaz.

Şunu açıkça belirtmeliyim:

Bağımlılık, bireysel bir hata değildir.

Topyekûn bir halk sağlığı meselesidir.

Annenin sezgisi ise en değerli silahımız olabilir.

Ama onu yalnız başına cepheye sürmek,

hem zalimce hem de çözümsüzdür.

Anneyi evladının başında

"bekçi" gibi tek başına bırakmak,

devletin ve toplumun sorumluluğunu gizlemektir.

Annelerimiz bu mücadelede birer polis değil,

sevgiyle iyileştiren birer hayat rehberi olmalıdır.

Her rehberin ise bir yol arkadaşına ihtiyacı vardır.

Kadının yükü iki kat daha ağır.

Bağımlılık sürecinde kadınların yaşadığı yalnızlık,çok daha derin.

Bağımlı bir kadının ailesinden destek görme oranı,

bağımlı bir erkeğe göre

iki kat daha düşük.

 

Damgalama çoğu zaman uzaktan gelmez.

En yakın çevreden, aynı sofradaki yüzlerden başlar.

Kocaeli'de yıllardır gözlemliyoruz;

yoksulluk ve sosyal çözülme derinleştikçe

bu durum daha da ağırlaşıyor.

Ve her zaman en çok suçlanan, en çok yargılananmaalesef  anne oluyor.

"Nerede hata yaptın?" sorusu, hep ona yöneltiliyor.

Bugün ülkemizde,

2026 Sağlık Bakanlığı verilerine göre;

• 143 AMATEM (64'ü yataklı, 79'u ayaktan)
• 24 ÇEMATEM (15'i yataklı, 9'u ayaktan)

tedavi merkezi bulunuyor.

Ama dürüst olalım:

Yalnızca kadınlara özel bağımsız tedavi merkezi sayısı hâlâ çok yetersiz.

Kadın bağımlılar, karma servislerde

hem hastalığıyla

hem de toplumsal baskıyla

boğuşmak zorunda kalıyor.

Bu kabul edilebilir değil.

Destek arayan ailelerimize hatırlatmak isterim:

ALO 182 (Bağımlılık Danışma Hattıhaftanın her günü hizmet veriyor.

Bu bir tercih değil, zorunluluk.

Bağımlılık bir yazgı değildir.

Tedavi edilebilir, kronik bir hastalıktır.

Annelerimize sadece "dikkatli ol" demek artık yetmez.

Onlara ücretsiz, nitelikli, damgalanmaktan uzak destek sunmak,

bu toplumun annelerimize olan borcudur.

Sivil toplum kuruluşlarımızla, tüm kurumlarımızla,annelerimizin yanında

omuz omuza durmak zorundayız.

8 Mart vesilesiyle tüm kadınlarımıza sesleniyorum:

Kocaeli Bağımlılıkla Mücadele Derneği olarak, o koca dağ gibi yanınızdayız.

Evlatlarımızın bağımsız, annelerimizin huzurlu olduğu bir gelecek;

bu bizim sözümüz olsun.

Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun.

 

Ömer Karataş - Kocaeli Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Derneği Başkanı

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ss