Bağımlılık Batağında Neden “Hû” Çekiyoruz?

Bağımlılık Batağında Neden “Hû” Çekiyoruz?

Yayın: 09 Mart 2026 - Pazartesi - Güncelleme: 09.03.2026 23:47:00
Editör -
Okuma Süresi: 3 dk.
74 okunma
Takip EtGoogle News

Bağımlılık Batağında Neden “Hû” Çekiyoruz?

Kulağınızda o nakarat çınlıyor değil mi?

“Kâbe’de hacılar, Hû der Allah…”

Anaokulu çocuklarının diline yerleşti.
Sosyal medyada milyonlarca kez paylaşıldı.
Televizyonlarda saatlerce tartışıldı.

Ama biz bu ilahinin ritmine kapılırken neyi konuşmamayı tercih ediyoruz?

Sınırımızın hemen ötesinde coğrafyamızın dengesi bozulmuş durumda.
Ortadoğu’daki gerilim büyüyor.
Bölgede savaş ihtimali her geçen gün artıyor.

Ama biz ekran başında bir ilahinin makamını tartışıyoruz.

Bu bir tesadüf mü?

Sosyal medya çoğu zaman bize gerçek sorunlar yerine duygusal gündemler sunuyor.
Anlık heyecanlar, geçici tartışmalar…
Oysa gerçek sorunlar sessizce büyüyor.

Bağımlılık sadece kola vurulan bir şırınga değildir.

Bağımlılık; insanın beyninin gerçek tehlikeleri artık hissedemez hâle gelmesidir. Bugün sanal kumar gençlerin hayatını karartıyor.

Üstelik bu sorun yalnızca gençleri değil;
memurları, fabrika işçilerini, esnafı ve birçok aile babasını da içine çekiyor.

Bir başka tehlike ise metamfetamin ve benzeri uyuşturucular.
Bu maddeler sadece sanayi sitelerinde çalışan işçi çocuklarını değil;
gençleri, öğrencileri ve hayatın yükünü omuzlayan birçok insanı yavaş yavaş tüketiyor.

Bir yandan da cep telefonları ve tabletlerhayatımızın merkezine yerleşmiş durumda.Çocuklarımız ve gençlerimiz saatlerce ekran başında kalıyor.
Gerçek hayattan uzaklaşıyor.
Yalnızlaşıyor.

Sessiz ama güçlü bir bağımlılık büyüyor.
Biz ise çoğu zaman bu yangını söndürmek yerine başka tartışmalarla oyalanıyoruz.

Oysa asıl sorulması gereken sorular başka:

Bizi hacca götüren uçağın motorunu,
elimizden düşürmediğimiz telefonun çipini,
odamızı serinleten klimanın kritik elektronik parçalarını
neden biz üretemiyoruz?

86 milyonluk Türkiye, maalesef dünya sıralamasında ilk 100’e giren üniversiteler çıkaramıyor. Bilim insanları yetiştirmek yerine, çoğu zaman liyakat tartışmalarıyla vakit kaybediyoruz.

Oysa gerçek dindarlık sadece ritüellerle sınırlı değildir.

Gerçek dindarlık:
Üretmektir.
Liyakattir.
Hür düşüncedir.

Güçlü bir gelecek;
laboratuvarlarda, fabrikalarda ve iyi yetişmiş insan kaynağında inşa edilir.

Bunu başaramayan toplumlar ise başkalarının kurduğu düzenin kiracısı olarak kalır.

Unutmayalım:
“Yatan milletin ayağa kalkmış bir devleti olamaz.”

İlahiler elbette kalbimize dokunsun.
Ama bilim, adalet ve alın teri olmadan kurulan huzur gerçek huzur değildir. Sadece yarın yaşayacağımız sıkıntıları bir süreliğine erteler.

Artık dijital ekranlarda oyalanma zamanı değil.
Aklı, bilimi ve insanı yeniden inşa etme zamanıdır.

Bilimle ve sağlıcakla kalın.

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ss