Bugün o rakam: 260 milyar dolar.
Bugün o rakam: 260 milyar dolar.

Süleyman AKSOY yazıyor
Bir ülkenin geleceğini anlamak için bazen tek bir rakama bakmak yeterlidir.
Bugün o rakam:
260 milyar dolar.
Bu, bir yıl içinde ithalata giden kaynak.
Yani bu ülkenin emeğinin, alın terinin, dövizinin dışarıya aktığı büyüklük.
Şimdi durup şu soruyu sormak gerekiyor:
Bu 260 milyar dolar içeride kalsaydı ne olurdu?
Önce üretim artardı.
Çünkü bu kaynak, sanayiye, tarıma, teknolojiye yönlendirilseydi; Türkiye sadece tüketen değil, üreten bir ülke olurdu.
Cari açık azalırdı.
Dışa bağımlılık düştükçe, ekonomik kırılganlık da azalırdı.
İstihdam artardı.
Çünkü ithalat, başka ülkelerde istihdam üretir; yerli üretim ise kendi insanına iş sağlar.
Ve en önemlisi…
Bu para Türkiye’de kalırdı.
Bugün ithalata giden her dolar, aslında başka ülkelerin büyümesine katkı sağlıyor. Biz ise aynı parayı tekrar kazanmak için daha fazla borçlanıyor, daha fazla faiz ödüyoruz.
İşte mesele tam da burada başlıyor.
Sorun sadece ithalat yapmak değil.
Sorun, ithalata mahkûm hale gelmek.
Enerjide dışa bağımlıysan,
teknolojide üretmiyorsan,
tarımda kendine yetemiyorsan…
O zaman 260 milyar dolar sadece bir rakam değildir.
Bir bağımlılık göstergesidir.
Biz diyoruz ki;
Ekonomik egemenlik, bu döngüyü kırmaktır.
Yerli üretimi artırmak,
katma değerli sanayiye geçmek,
tarımı yeniden ayağa kaldırmak…
Bu bir tercih değil, zorunluluktur.
Çünkü mesele sadece ekonomi değildir.
Mesele, Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde durabilmesidir.
Ve unutulmamalıdır:
Kendi ihtiyacını üretemeyen bir ülke, kendi geleceğini de yönetemez.
Süleyman AKSOY
Hür Düşünce Hareketi
Genel Başkanı




