Dİ-DER Başkanı Sabiha Karaosman ile Özel Röportaj: “Bizim Gayemiz 'Ben' Değil 'Biz' Olabilmek”

Dİ-DER Başkanı Sabiha Karaosman ile Özel Röportaj: “Bizim Gayemiz 'Ben' Değil 'Biz' Olabilmek”

GÜNDEM Yayın: 06 Haziran 2026 - Cumartesi - Güncelleme: 06.06.2026 19:22:00
Editör -
Okuma Süresi: 6 dk.
83 okunma
Takip EtGoogle News

Dİ-DER Başkanı Sabiha Karaosman ile Özel Röportaj: “Bizim Gayemiz 'Ben' Değil 'Biz' Olabilmek”

​ “Düşün, Dayanış, Değiştir!” mottosuyla 5 Haziran 2024’te yola çıkan Doğru İnsanlar Dayanışma ve Düşünce Derneği (Dİ-DER), ikinci kuruluş yıl dönümünü kutluyor. İki yıl gibi kısa bir sürede siber güvenlikten yapay zekâya, gıda güvenliğinden eğitimde fırsat eşitliğine kadar çok geniş bir yelpazede ezber bozan işlere imza atan Dİ-DER’in Kurucu Başkanı Sabiha Karaosman ile derneğin başarı hikâyesini, toplumsal dönüşüm vizyonunu ve geleceğe dair hedeflerini konuştuk.

​İşte Dİ-DER Kurucu Başkanı Sabiha Karaosman’ın, Ülke Postası Ankara Temsilcisi Gazeteci Yazar Nur Delice’nin sorularına verdiği samimi ve çarpıcı yanıtlar...

​"Sadece Bir Tabela Derneği Olmadık"

​Nur Delice: Sabiha Hanım, Dİ-DER iki yılı geride bıraktı. Geriye dönüp baktığınızda nasıl bir iki yıl görüyorsunuz? Yola çıkarken kurduğunuz hayallerin neresindesiniz?

​Sabiha Karaosman: Nur Hanım, bundan tam iki yıl önce kıymetli yol arkadaşlarımla birlikte büyük bir hayalle yola çıktık: Türkiye’de klasik dernekçilik anlayışını, o ezberleri bozmak ve topluma bilimsel, akademik, somut çözümlerle katkı sunmak istiyorduk. Bugün geriye dönüp baktığımda gururla ifade edebilirim ki, biz sadece bir tabela derneği olmadık; ürettik, anlattık ve insana dokunduk. Yapay zekâdan siber güvenliğe, gıda güvenliğinden sürdürülebilir tarıma kadar çağımızın en kritik başlıklarında toplumsal farkındalığı artırmak için durmaksızın çalıştık. Üniversitelerle, akademisyenlerle yan yana yürüdük. Kısacası bilimi sivil toplumun kalbine yerleştirdik.

​Nur Delice: Derneğin faaliyet haritasına baktığımda Ankara’dan Kırıkkale’ye, Konya Ereğli’den Hatay’a uzanan çok dinamik bir çalışma temposu görüyorum. Teknolojiyi sivil topluma entegre ederken önceliğiniz neydi?
​Sabiha Karaosman: Bilgi ve iletişim teknolojileri bizim için asla sadece teknik bir alan olmadı. Biz bu teknolojilerin insan güvenliğiyle, engelli bireylerimizin yaşam kalitesiyle ve toplumsal dayanışmayla olan bağına odaklandık. Örneğin; Gazi Üniversitesi’nde eğitimde siber güvenliği ve "BİT tabanlı olağandışı davranış algılama sistemleri" modelini tartıştık. Kırıkkale’de bedensel engelli kardeşlerimizin dijital güvenliğini, Konya Ereğli’de ise tarım ve gıda güvenliğinde sürdürülebilirliği ele aldık. Amacımız akademideki teorik bilgiyi, sahadaki insanın faydasına dönüştürmekti.

​"Kız Çocuklarımızın Ayakları Üzerinde Durması En Büyük Mücadelemiz"

​Nur Delice: Sabiha Hanım, bilimsel ve dijital çalışmalarınızın yanında, sizin bireysel olarak da bayraktarlığını yaptığınız, yüreklere dokunan bir sosyal sorumluluk boyutunuz var. Özellikle dezavantajlı kız çocukları ve eğitimde fırsat eşitliği konusunda hassasiyetinizi biliyoruz. Bu çalışmalardan bahseder misiniz?

​Sabiha Karaosman: Benim bu hayattaki en büyük hassasiyetlerimden biri budur Nur Hanım. Bilhassa imkânı olmayan, kıyıda köşede kalmış ya da toplumsal baskılarla, erken yaşta "küçük gelin" olma riskiyle karşı karşıya bırakılan kız çocuklarımızın okuması, eğitim alması bizim asil görevimiz. O çocukların kendi ayakları üzerinde duran, özgür ve güçlü birer birey olarak hayata devam etmesi için öncü olmaya çalışıyorum. Bir kız çocuğunu kurtarmak, geleceği kurtarmaktır.
​Nur Delice: Bu kapsamda başlattığınız kütüphane projeleri ve kitap kampanyaları da çok büyük ses getirdi. Deprem bölgesini de yalnız bırakmadınız...

​Sabiha Karaosman: Evet, kütüphanesi olmayan okullardaki evlatlarımızın eğitim eşitliğini gözeterek çok büyük bir hareket başlattık. Hatay deprem bölgesi dahil olmak üzere, Türkiye'nin dört bir yanındaki okullarla doğrudan irtibata geçtik. Sağ olsunlar, çağrımıza kulak veren muazzam bir gönüllü ordusu oluştu çevremizde. O gönüllülerle birlikte çığ gibi büyüyen kitap toplama kampanyaları düzenledik ve o okullara kütüphaneler kazandırdık.

​"En Büyük Zenginlik Arkamızda Bırakacağımız Dualardır"

​Nur Delice: Tüm bu koşturmaca, siber güvenlik panellerinden okul kütüphanelerine uzanan köprüler... Sabiha Karaosman’ı bu motivasyonla ayakta tutan temel felsefe nedir?

​Sabiha Karaosman: Nur Hanım, ben her fırsatta şunu dile getiriyorum: Bu kesinlikle tek başına yapılacak bir iş değil. Bu bir ekip işi, bir takım çalışması; gönüllü ordusuyla yürütülen bir iyilik ve insanlık hareketidir. Benim bu hayattaki tek gayem; "ben" değil, "biz" olabilmek. Şu fani dünyadan göçüp ayrıldığımızda, arkamızdan samimiyetle dua edecek, "Onu iyi bilirdik" diyebilecek insanlar bırakmaktır. Allah’ın rızasını alan, vicdanı hür, merhametli bir cumhuriyet kadını olarak anılmaktan başka bir muradım yok. İnanın bana, dünyadaki en büyük zenginlik de tam olarak budur.

​Nur Delice: Dİ-DER’in 2. yaşı vesilesiyle son olarak neler söylemek istersiniz?

​Sabiha Karaosman: İki yıl boyunca bizlere omuz veren, çalışmalarımıza katkı sunan değerli akademisyenlerimize, uzmanlarımıza, yönetim kurulu üyelerimize, o koca yürekli gönüllü ordumuza ve sesimizi duyuran siz değerli basın mensuplarına yürekten teşekkür ediyorum. Kuruluşumuzun ikinci yılı kutlu olsun. Dİ-DER olarak bilimin ve aklın ışığında, ülkemiz için üretmeye ve yeni ufuklara yelken açmaya kararlılıkla devam edeceğiz. İlkemiz dün neyse bugün de o: Düşün, Dayanış, Değiştir!

Haber: Nur Delice
Ülke Postası Gazetesi Ankara Temsilcisi

#
Ek Fotoğraflar
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ss