SÖZ KONUSU VATANSA: DEVLET AKLI VE BÜYÜK OYUN
SÖZ KONUSU VATANSA: DEVLET AKLI VE BÜYÜK OYUN

SÖZ KONUSU VATANSA: DEVLET AKLI VE BÜYÜK OYUN

Yıllardır bu topraklar sadece terörle değil; o terörün arkasındaki sinsi, küresel üst akılla da çetin bir mücadele verdi.
Köy okullarında al bayrağımızı göklere çeken savunmasız öğretmenlerimiz katledildi, kına yakıp askere uğurladığımız fidan gibi vatan evlatlarımız pusuya düşürüldü, masum vatandaşlarımızın canına kıyıldı. Biliyoruz ki bu lanet yapı; sınır ötesindeki yabancı istihbarat servislerinin açık desteğiyle büyütüldü, Türkiye’nin hem maddi hem de manevi imkânları kurutulmak istendi. Yüzlerce operasyon, onlarca sınır ötesi harekât gerçekleştirildi; ancak terörü bir vekalet savaşı aparatı olarak kullananların işine gelmediği için bu kanlı çark tamamen durdurulmak istenmedi. Tıpkı Güney Amerika’daki paralı askerler gibi gayrimeşru her türlü kirli faaliyetle varlıklarını sürdüren bu küresel piyonlar, annelerin gözyaşı üzerinden coğrafyamızı ipotek altına almaya kalkıştı.
Ancak bu millet, her badirede köklerinin ne denli derinde olduğunu gösterdi. Henüz tarihi hakkıyla yazılmamış olan 15 Temmuz, doğrudan Türkiye’yi teslim alma hevesindeki küresel güçlere karşı verilmiş bir meşruiyet ve istiklal mücadelesidir. O geceden sonra bu topraklarda tek bir esas geçerli kılındı: “Mevzu vatansa, gerisi teferruattır.”
Küresel Kuşatma ve "İç Kale" Zarureti
Bugün etrafımıza baktığımızda; Gazze’de yaşanan soykırımı, Siyonizm’in bölgeyi ateşe verme gayretlerini, İran’a yönelik saldırıları ve coğrafyamızda yeniden çizilmek istenen kanlı haritaları görüyoruz. Bütün bu tablo, Türkiye için tek bir hayati gerçeği işaret ediyor: İç kaleyi kuvvetlendirmek zorundayız.
İşte tam bu kritik kavşakta, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli, bütün okları üzerine çekeceğini bile bile gövdesini ve siyasi istikbalini taşın altına koyarak tarihi bir çağrıda bulundu. Bu çıkış; statükonun konforuna sığınmak yerine, devletin ve milletin bekası için hamle yapan cesur bir adım, bin yıllık Türk-Kürt kardeşliğini perçinleme ve araya giren emperyalist terör aygıtlarını boşa çıkarma iradesidir.
Hamasi Nutuklar ve Siyasi İkiyüzlülük…
Ne hazindir ki, bu büyük fotoğrafı okumaktan aciz olanlar hezeyan dolu bir muhalefet yarışına girdiler. Ömrü bu devlet ve millet uğruna çileyle, zindanla, mücadeleyle geçmiş şerefli bir mazinin sahibi Ülkücü Harekete ve onun Bilge Liderine hayasızca isnatlarda bulunmaya cüret ettiler.
Özellikle milliyetçi maskesi arkasına saklananların, kabadayı özentisi pozlarıyla sergilediği bu tutum, sığ bir hamaset ve siyasi ikiyüzlülükten ibarettir.
Siyasi kurgu iflas etti; varoluşunu MHP’yi bölmek, parçalamak ve zayıflatmak üzerine kurgulayanlar, MHP’nin oyunu bozan bu devlet aklı karşısında ne söyleyeceklerini şaşırmış durumdadır.
Samimiyetsizlik tescillendi; dün Van’da, Ağrı’da, doğu vilayetlerimizde miting yaparken sırf birilerine mesaj vermek adına zafer işaretleri yapanlar; bugün Meclis kürsülerinde ucuz şovlara soyunmaktadır.
Gazi Meclis çatısı altında sergilenen bu maskeli tiyatrone milliyetçilikle bağdaşır ne de devlet adamlığıyla. Devlet Bey’in bu hamlesi yürek ister vizyon isterhepsinden önemlisi katıksız bir vatan sevgisi ister. Bu sorumluluğu MHP Liderinden başka hiçbir lider üstlenemez ve toplum nezdinde bu derece güçlü bir karşılık bulamazdı.
Liderimiz MHP Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli diyor ki:"Söz konusu çatışma, enerji arzından küresel ticarete kadar geniş bir sahada bölgenin geleceğiyle beraber küresel istikrarı da tehdit eden bir mahiyet kazanmıştır.
Gerek terör şebekesi İsrail’in Gazze’de akıttığı kan henüz durmamışken Lübnan ve İran’a kadar genişlettiği saldırganlık ve çatışma siyaseti; gerekse İran’ın üçüncü ülkeleri de hedef alan mukabeleleri, Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüseferi sekteye uğratan hamleleri ve Körfez’e yayılan tehditleri; bölgemizde harlanan ateşin yeni devletleri, yeni cepheleri ve yeni çatışma sahalarını içine çekebilecek tehlikeli bir yayılma istidadı taşıdığını açıkça göstermiştir.
İşte bu şartlar altında Türkiye’nin kendi iç cephesinde terörün açtığı bütün gedikleri kapatması, hayati bir mesele haline gelmiştir.
Bu doğrultuda Terörsüz Türkiye hedefi; Türkiye’ye karşı yaklaşık yarım asırdır kullanılan en kanlı jeopolitik müdahale vasıtalarından birini, onu sevk ve idare eden gafillerin elinden geri dönmemek üzere alma gayesi üzerine bina edilmiştir."
"Terörsüz Türkiye" Bir Devlet Politikasıdır…
Asıl mesele nettir: Türk ve Kürt kardeşlerimizin arasına sokulmuş, başka devletlerin güdümüne girmiş terörist yapıyı kökünden kazımak. Bu adım ne şahsi bir ikbal hesabı ne de dönemsel bir siyaset oyunudur. Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin beka eksenli milli devlet politikasıdır.
Nitekim bu irade, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen kanun tasarısıyla tarihi bir meşruiyet kazanmış ve ezici bir milletvekili çoğunluğuyla yasalaşmıştır. Gazi Meclis’in bu kararı, millete atılmış bir imza, geleceğe verilen en güçlü sözdür.
Bölgemiz ateş çemberinden geçerken, Türkiye kenetlenerek iç kalesini surlarla örmektedir. Küçük siyasi hesaplarla, hamasi şovlarla bu büyük milli şahlanışı engelleyeceğini sananlar, tarihin ve milletin vicdanında mahkûm olmaya mahkûmdur. Türkiye Yüzyılı; terörden arınmış, kardeşliği perçinlenmiş ve iç kalesi çelikleşmiş bir Türkiye’nin yüzyılı olacaktır.
15.08.2026
Av. Dr. Zafer Gülseven
MHP MYK ÜYESİ



