TÜRKİYE NEREYE SÜRÜKLENİYOR?

TÜRKİYE NEREYE SÜRÜKLENİYOR?

GÜNDEM Yayın: 18 Ekim 2026 - Pazar - Güncelleme: 18.10.2026 00:47:00
Editör -
Okuma Süresi: 8 dk.
324 okunma
Takip EtGoogle News

TÜRKİYE NEREYE SÜRÜKLENİYOR?

Yazan Mustafa DÖNMEZ 

Türkiye an itibariyle yol ayırımındadır. Sınırların ötesinde yaşanan fiili durumlarda aktif tarafsızlık izlese de tek başına oyun kuramamaktadır. Oyun kurucuların oyunlarına ise ayak bağı olmaktadır. Söz konusu nedenler Türkiye’yi cephe hattına sürüklemektedir.

Bölgenin ekonomik ve silahlı kuvvetlerinin durumuna bakmak konu hakkında temel fikir verebilecektir.

Türkiye’nin sekiz komşusunun toplam ekonomik büyüklüğü yaklaşık 1,227 trilyon dolardır. Türkiye’nin ekonomisi tek başına bu toplamdan yaklaşık 131 milyar dolar, yani %10,7 daha büyüktür. Türkiye, toplam ekonomi bakımından bütün kara komşularından açık ara öndedir. Fakat kişi başına gelirde Yunanistan ve Bulgaristan Türkiye’nin önündedir. Yunanistan’ın kişi başına geliri Türkiye’den yaklaşık %55, Bulgaristan’ınki %11 daha yüksektir. Türkiye’nin toplam ekonomik üstünlüğünün önemli bir kısmı 85 milyonu aşan nüfusundan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle toplam GSYH büyük olsa da kişi başına refah aynı ölçüde yüksek değildir.

İran, Türkiye’ye toplam ekonomi bakımından en çok yaklaşan komşudur; fakat Türkiye ekonomisi yine de İran’ın yaklaşık 3,3 katıdır.

Suriye verisi savaş, kayıt dışılık ve veri eksikliği nedeniyle diğer ülkeler kadar güvenilir ve güncel değildir.

Sonuç olarak: Türkiye bölgenin üretim kapasitesi ve pazar büyüklüğü bakımından merkez ülkesidir; ancak bu ekonomik büyüklüğünü kişi başına gelir ve yaşam standardına aynı ölçüde dönüştürememektedir.

İKİNCİ DEĞERLENDİRME SİLAHLI KUVVETLERİN DURUMUDUR.

Ekim 2026 itibarıyla mevcut en karşılaştırılabilir kapsamlı veriler çoğunlukla 2025’e aittir. Genel sonuç şu: Türkiye, sekiz kara komşusu arasında en büyük ve en dengeli konvansiyonel askerî güce sahiptir. İran ise personel, balistik füze ve asimetrik harp kapasitesi bakımından Türkiye’nin en ciddi bölgesel karşılığı; Yunanistan da özellikle Ege’de hava ve deniz gücü bakımından güçlü bir yerel rakiptir. 

Toplam millî askerî kapasite: Türkiye açık biçimde birincidir. Türkiye’ye en kapsamlı bağımsız tehdit oluşturabilecek komşu: İran’dır. Belirli bir cephede Türkiye’ye en yüksek konvansiyonel maliyeti çıkarabilecek ülke ise Ege ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan’dır. Ham personel sayısı ile gerçek etkinlik arasındaki farkın en büyük olduğu ülke ise Irak’tır.

Türkiye’nin 2025 askerî harcaması SIPRI’ye göre 30 milyar dolara ulaşarak komşularının her birini önemli farkla geçti; Yunanistan 8,4, İran 7,4 ve Irak 6,4 milyar dolar seviyesindeydi. Ermenistan ve Azerbaycan ise ekonomik büyüklüklerine kıyasla olağanüstü yüksek oranlarda sırasıyla GSYH’nin %6,1 ve %6,5’ini harcama yaptı. (SIPRI 2025 verileri)

Yalnız millî kuvvetler karşılaştırıldığında Türkiye üstün olsa da savaş senaryosunda ittifaklar tabloyu değiştirir: Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan NATO üyesidir; dolayısıyla NATO’nun 5. maddesi ve müttefik takviyesi, salt ülke envanterlerinden ayrı değerlendirilmelidir. 

Aynı verilerde; Türkiye’nin toplam ekonomisi İsrail’in yaklaşık 2,5 katıdır. Türkiye’nin ekonomisi Güney Kıbrıs’ın yaklaşık 36 katıdır.

İsrail ile Güney Kıbrıs’ın toplam GSYH’si yaklaşık 579,9 milyar dolardır. Türkiye ekonomisi bu toplamın yaklaşık 2,34 katıdır. Buna karşılık İsrail’in kişi başına geliri Türkiye’nin yaklaşık 3,4 katı, Güney Kıbrıs’ınki ise yaklaşık 2,45 katıdır.

Türkiye toplam ekonomik büyüklükte ikisinden de güçlüdür; ancak kişi başına gelir ve ortalama ekonomik refah bakımından İsrail ve Güney Kıbrıs Türkiye’nin belirgin biçimde önündedir.

Türkiye’nin “yakınlaşma veya stratejik iş birliği içinde bulunduğu ülkeler” olan Pakistan ve S.Arabistan’ın durumu; Türkiye ekonomisi, Suudi Arabistan’dan yaklaşık 104 milyar dolar veya %8,3 daha büyüktür. Buna karşılık Suudi Arabistan’ın kişi başına geliri Türkiye’nin yaklaşık 2,2 katıdır. Bunun temel nedenleri petrol gelirleri ve daha düşük nüfustur. Türkiye ekonomisi Pakistan’ın yaklaşık 3,65 katıdır. Türkiye’nin kişi başına geliri Pakistan’ın yaklaşık 10 katına ulaşmaktadır. Üç ülkenin toplam ekonomik büyüklüğü yaklaşık 2,98 trilyon dolardır. Bunun yaklaşık %46’sını Türkiye, %42’sini Suudi Arabistan ve %12’sini Pakistan oluşturur.

YEMEN SAVAŞINDAKİ TARAFLAR

Türkiye; S.Arabistan’ın yanında dururken, Yemen’deki Husi’lerin arkasında Çin olduğu ve bu savaşın ABD ve Çin arasında gelişen bir savaş olduğunun umarım farkındadır. Bir tarafta Çin ve İran diğer tarafta ise İsrail, S.Arabistan ve Amerika vardır.

Özetle: Türkiye toplam üretim gücü ve çeşitlenmiş ekonomi bakımından önde; Suudi Arabistan kişi başına gelir ve enerji kaynakları bakımından daha güçlü; Pakistan ise büyük nüfusuna rağmen ekonomik üretim ve kişi başına gelirde belirgin biçimde geridedir.

SONUÇ OLARAK

 

Türkiye komşularına göre büyük bir ekonomik ve askerî kapasiteye sahiptir; fakat bu üstünlük, ekonomik dayanıklılık ve stratejik korunmuşlukla aynı şey değildir. Bu veriler, Türkiye’nin bölgesel güç dengesinde önemli bir ağırlığa sahip olduğunu göstermektedir. Bu ağırlık, Türkiye’yi bölgesel krizlerde hem vazgeçilmez bir aktör hem de baskı altında tutulabilecek bir hedef hâline getirmektedir. Türkiye’nin enerji tesisleri, sanayi merkezleri, limanları ve ulaşım altyapısı uzun menzilli füze, İHA ve hava saldırılarına karşı bütünüyle dokunulmaz değildir. Yüksek dış finansman ihtiyacı, enerji ithalatına bağımlılık ve kur kırılganlığı da uzun süreli bir çatışmanın ekonomik etkilerini ağırlaştırabilir. Bu nedenle Türkiye açısından temel tehlike yalnız askerî yenilgi değil; sınırlı bir çatışmanın ekonomik, diplomatik ve toplumsal yıpranmaya dönüşmesidir. 

Dolayısıyla asıl mesele, Türkiye’nin savaşa girip girmeyeceğinden çok, bölgesel rekabet içerisinde askerî caydırıcılığını korurken doğrudan çatışmaya sürüklenmesini önleyecek diplomatik ve ekonomik dayanıklılığı oluşturup oluşturamayacağıdır. Ayrıca; M.Kemal Atatürk’ün Musul konusunda emperyalistlere direnmesinin karşısına; Nasturi ve Şeyh Sait İsyanı ile çıkılması, Ordu içinde Kazım Karabekir, Ali Fuat (Cebesoy) Rauf (Orbay), Refet (Bele) ve Cafer Tayyar (Eğilmez) Paşaların karşı tutumları ve suikast planlarının ortaya çıkması tesadüf değildir ve unutulmamalıdır. İç cephenin güçlü tutulması hayatidir. 

Son analizde, Türkiye iki ayrı yola sürüklenmektedir. İsrail karşıtı Husilerle veya Güney Kıbrıs üzerinden İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’la savaşmak. Türkiye’nin birinci yola girmesi İsrail ve Batı ile hareket etmesini perçinler. İkinci yolu seçmesi Batı ile yol ayırımına getirir.

Aslında Türkiye’nin bir üçüncü yol seçeneği daha vardır. Bir sonraki yazıda.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ss