03 Ekim 2026 - Cumartesi

BİR ŞEHRİN NEFESİ, BİR ÜLKENİN ÜRETİMİDİR.

BİR ŞEHRİN NEFESİ, BİR ÜLKENİN ÜRETİMİDİR.

Yazar - Necmi Cemal Akademisyen Köşe Yazarı
Okuma Süresi: 3 dk.
105 okunma
Necmi Cemal Akademisyen Köşe Yazarı

Necmi Cemal Akademisyen Köşe Yazarı

necmiozdemir@gmail.com -
Takip EtGoogle News

*BİR ŞEHRİN NEFESİ, BİR ÜLKENİN ÜRETİMİDİR.* 

Bir limandan yükselen koku, bazen yalnızca havaya karışmaz.
Toprağın, emeğin ve unuttuğumuz bir gerçeğin kokusuna dönüşür:
Üretmezseniz, bir gün ithal ettiğinizin kokusunu solursunuz.
İthal hayvanların indirildiği günlerde kentin üzerine çöken o ağır koku, yalnızca bir rahatsızlık değildir.
Bize tarımımızı ve hayvancılığımızı yeniden düşünmemiz gerektiğini hatırlatır.
Kendi topraklarımızda yetiştirebileceğimiz hayvanı neden başka ülkelerden getiriyoruz?
Soru basit, cevabı ise uzun:
Yem maliyetleri, daralan meralar, yükselen girdi fiyatları, pazarlama sorunları ve köylerden uzaklaşan gençler…
Üretim geriledikçe oluşan açığı ithalatla kapatıyoruz.
Oysa;
İthalat bir geceyi idare eder.
Üretim ise sabahı getirir.
Bir ülkenin gerçek zenginliği yalnızca kasasındaki para değildir.
Kendi toprağında ne üretebildiğidir.
Üretim de yalnızca hayvancılıktan ibaret değildir.
Amanos’un yükseklerinde yetişen aronya bunun güzel bir örneğidir.
Aynı toprak, doğru akılla bambaşka bir ekonomik değere dönüşebilir.
Mesele yalnızca dikmek değildir.
Üretmek, işlemek, markalaştırmak ve dünyaya satabilmektir.
Çünkü tarımın gerçek gücü, yalnızca ürün yetiştirmesinde değil; ürettiğine değer katabilmesindedir.
Bunun için üreticiyi yalnız bırakmamak; meraları korumak, yem üretimini güçlendirmek ve kooperatifleri gerçek anlamda işler hâle getirmek gerekir.
Gençleri tarımdan uzaklaştırmak yerine onları bilgiyle, teknolojiyle ve yatırım imkânlarıyla buluşturmalıyız.
Üniversitenin birikimi, üreticinin tecrübesi, özel sektörün gücü ve yerel yönetimin planlama kabiliyeti aynı masada buluştuğunda kalkınmanın önü açılır.
Çünkü kalkınma, hiçbir kurumun tek başına başarısı değildir.
Ortak aklın eseridir.
Şehir yönetmek de yalnızca yol yapmak, bina dikmek veya meydan düzenlemek değildir.
Şehir yönetmek; o şehrin sofrasını, suyunu, havasını, istihdamını ve yarınını birlikte düşünebilmektir.
Köyü şehirden,
tarımı sanayiden,
istihdamı eğitimden,
çevreyi ekonomiden
ayrı düşünürseniz eksik plan yaparsınız.
Bugün limanlardan yükselen kokuyu konuşuyoruz.
Yarın kendi üretimimizin bereketini konuşacağız.
Bugün köylerin boşalmasını konuşuyoruz.
Yarın gençlerin yeniden toprağa, bilgiye ve üretime yöneldiğini göreceğiz.
Bugün ithalatı konuşuyoruz.
Yarın daha sık “Bu ürünü biz üretiyoruz.” diyeceğiz.
Çünkü;
Köy ürettiğinde şehir nefes alır.
Üretim güçlendiğinde ülke güçlenir.
İnsan kazandığında şehir gerçek anlamda gelişir.
Ve unutmayalım:
Geleceği ithal ederek değil, üreterek kurabiliriz.
Bir ülkenin geleceği, ithal ettiklerinin miktarıyla değil; kendi insanıyla, kendi toprağıyla ve kendi aklıyla ürettiklerinin değeriyle yükselir.
İşte bizim derdimiz tam da budur.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss