Tesettüre Duyulan Rahatsızlık Kime?
Tesettüre Duyulan Rahatsızlık Kime?

Nesrin Süheyla Alper- Söz Yazarı Bestekar
dokumannesrin@gmail.com -Tesettüre Duyulan Rahatsızlık Kime?
Son günlerde Avrupa’dan Türkiye’ye baktığımda, tesettürün yeniden toplumun gündemine taşındığını gördüm. Özellikle sosyal medyada izlediğim videolar beni gerçekten hayrete düşürdü. Başörtülü kadınlara yönelik sözlü saldırılar, öfke ve nefret dolu söylemler insanı ister istemez düşündürüyor.
İnsan sormadan edemiyor: Bu öfke örtülü kadınlara mı, yoksa Allah’ın emrine mi?
İzlediğim videolardan birinde yapılan bir sokak röportajında bir kadının şu sözleri dikkatimi çekti:
“Burası İzmir, biz burada bu kapalıları istemiyoruz.”
Affedersiniz ama İzmir Müslüman bir ülkenin şehri değil mi? Türkiye’den ayrı bir ülke mi ilan edildi de insanlar inançlarına göre ayrıştırılıyor?
Sonra kendi kendime şu soruyu sordum: Acaba bugün gerçek anlamda hoşgörüyü kim yaşıyor; Türkiye’de yaşayanlar mı, yoksa Avrupa’dakiler mi?
Çünkü ben şu an İngiltere’de yaşıyorum. Burada milyonlarca Müslüman farklı ülkelerden gelerek hayatını sürdürüyor. Başörtülü kadınlar da var, peçeli kadınlar da… Fakat bugüne kadar kimsenin çıkıp da “Burası bizim ülkemiz, gidin.” dediğine şahit olmadım. İnsanlar birbirlerinin kıyafetini beğenmeyebilir, tercihlerini benimsemeyebilir; ama sırf görünüşü nedeniyle bir insanı hedef göstermek, medeni bir toplum anlayışıyla bağdaşmaz.
Peki Türkiye’de neden insanlar birbirlerinin kıyafetlerinden bu kadar rahatsız oluyor?
Bir düşünelim… Aynı mantıkla ben de açık giyinen kadınlar için “Ben bu kıyafetlerden rahatsız oluyorum, o hâlde bu ülkede yaşamayın.” desem kabul edilir mi? Elbette edilmez. Çünkü özgürlük, sadece bize benzeyen insanlar için değil; farklı düşünen ve farklı yaşayan insanlar için de vardır.
Kimsenin kimseye yaşam tarzını dayatma hakkı yoktur. İnancı nedeniyle örtünen bir kadını aşağılamak da, giyimi nedeniyle başka bir kadını hor görmek de aynı derecede yanlıştır.
Benim kanaatim şudur: Bu rahatsızlık yalnızca tesettüre yönelik değildir. Asıl rahatsızlık, bazı insanların dinî bir emrin görünür olmasından kaynaklanıyor olabilir. Elbette herkes aynı inancı paylaşmak zorunda değildir. Ancak farklı inançlara ve yaşam tercihlerine saygı göstermek, birlikte yaşamanın temel şartıdır.
Fikirlerimizi özgürce söyleyebiliriz. Eleştirebiliriz de… Ama bunu insanları ötekileştirmeden, hedef göstermeden ve nefret dili üretmeden yapmak zorundayız.
Çünkü bugün başörtüsüne tahammül edemeyen bir anlayış, yarın başka bir farklılığa da tahammül edemeyecektir. Toplumu ayakta tutan şey ise benzerliklerimiz değil, farklılıklarımıza rağmen birbirimize duyduğumuz saygıdır.
Nesrin Süheyla Alper