Gaspıralı İsmail’in Rüyasına Bir Adım Daha
Gaspıralı İsmail’in Rüyasına Bir Adım Daha

Süleyman Aksoy Köşe Yazarı
slmnaksoy@gmail.com - 05073119970Gaspıralı İsmail’in Rüyasına Bir Adım Daha
Bir milletin sınırları yalnızca haritalarla çizilmez.
Bazen bir alfabe ayırır insanları. Aynı kökten gelen kelimeleri başka işaretlerle yazar, aynı duyguyu taşıyan gönüllerin birbirini okumasını güçleştirir.
Türk dünyası uzun yıllar boyunca tam da bunu yaşadı.
Türkiye’de Latin harfleriyle yazılan bir kelime, Türkistan coğrafyasının kimi yerlerinde Kiril harfleriyle, başka bir yerde farklı işaretlerle karşımıza çıktı. Dilimiz aynı kökten beslenmeye devam etti; fakat yazımızın arasına duvarlar örüldü.
Bugün o duvarlardan biri daha yıkılıyor.
Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Gagavuz Türkleri, kendi dillerinin ses özelliklerini koruyarak birbirine çok yakın Latin temelli alfabeler kullanıyor. Özbekistan’ın Ö, Ğ, Ş ve Ç harflerine geçme kararı, sıradan bir yazım değişikliği değildir.
Bu karar, Taşkent’te yazılan bir metnin İstanbul’da; Bakü’de yayımlanan bir kitabın Lefkoşa’da; Gagavuz Yeri’nde kaleme alınan bir şiirin Anadolu’da daha kolay okunabilmesi demektir.
Bu, yalnızca harflerin değil, hafızaların birbirine yaklaşmasıdır.
Gaspıralı İsmail bundan bir asırdan fazla zaman önce Türk dünyasına büyük bir hedef göstermişti:
“Dilde, fikirde, işte birlik.”
O, siyasi sınırların ötesinde, birbirini anlayan, birbirinden haberdar olan ve birlikte üreten bir Türk dünyası hayal ediyordu. Bugün ortak alfabe yolunda atılan her adım, Gaspıralı’nın o büyük ülküsünü geleceğe taşıyor.
Ancak meseleyi yalnızca geçmişin hatıralarıyla değerlendirmemeliyiz.
Ortaklaşan alfabe; ortak kitaplar, ortak dijital kütüphaneler, ortak eğitim kaynakları ve ortak bilimsel çalışmalar demektir. Türk dillerinde geliştirilecek yapay zekâ sistemlerinin daha büyük bir veri havuzundan beslenmesi demektir. Bir kelimenin farklı yazım biçimleri arasında kaybolmadığı, Türk dünyasının kendi dijital hafızasını oluşturabildiği yeni bir dönem demektir.
Kısacası ortak alfabe, aynı zamanda dijital ve ekonomik egemenlik meselesidir.
Elbette yalnızca harfleri birbirine yaklaştırmak yetmez. Üniversitelerimiz, yayınevlerimiz, televizyonlarımız, teknoloji şirketlerimiz ve gençlerimiz arasında gerçek bir iş birliği kurulmalıdır. Ortak alfabe, ortak düşünce ve ortak üretimle tamamlanmadıkça kâğıt üzerinde kalabilir.
Ama bugün yine de sevinmek için güçlü bir sebebimiz var.
Yıllarca birbirinden uzaklaştırılan Türk toplulukları, şimdi aynı harflerde yeniden buluşuyor. Bir zamanlar Gaspıralı İsmail’in hayali olan şey, bugün devletlerin önünde somut bir programa dönüşüyor.
Belki henüz yolun sonuna ulaşmadık.
Fakat artık aynı kitabın sayfalarını, birbirimize çok daha yakın harflerle çeviriyoruz.
Gaspıralı İsmail’in rüyası uyanıyor.
Dilde başlayan birlik; fikirde, bilimde, teknolojide ve üretimde de tamamlanmalıdır.
Süleyman AKSOY
Hür Düşünce Hareketi Genel Başkanı
#BizimHikayemizTürkiye
#YeniBirYolculuk
Pazar günü yazım