18 Mayıs 2026 - Pazartesi

RUHBAN OKULU TARTIŞMALARININ ARKASINDAKİ STRATEJİK HESAPLAR

RUHBAN OKULU TARTIŞMALARININ ARKASINDAKİ STRATEJİK HESAPLAR

Yazar - Namık Kemal Yıldız
Okuma Süresi: 18 dk.
125 okunma
Namık Kemal Yıldız

Namık Kemal Yıldız

mebnky@gmail.com - 0507 011 43 55
Takip EtGoogle News

RUHBAN OKULU TARTIŞMALARININ ARKASINDAKİ STRATEJİK HESAPLAR

Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Hıristiyan Ortodoks mezhebine mensup Rum cemaatine din adamı yetiştirmek amacıyla, Sultan Abdülmecit döneminde, 1844 yılında açılan İstanbul Heybeliadada bulunan Aya Triada Manastırı içindeki Rum Ortodoks Ruhban Okulu, Osmanlı hukuk sistemi içinde faaliyet gösteren din eğitim veren bir eğitim kurumudur. 

Okulun yapısı iki bölümden oluşuyordu: Ortaokul ve lise seviyesinde eğitim veren orta bölüm, Ruhban (Din adamı) yetiştiren yüksek teoloji bölümü. 

Zaman içerisinde orta bölüm öğrenci yetersizliği nedeniyle işlevini kaybetti ve faaliyetleri sona erdi. Asıl tartışma ise yüksek teoloji kısmı üzerinde yoğunlaştı.

1971 yılında Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla bütün özel yükseköğretim kurumlarının devlet denetimine alınması zorunlu hâle gelmiştir. Türkiye’deki tüm özel yüksekokullar bu sisteme dâhil olurken, Fener Rum Patrikhanesi devlet denetimine girmeyi reddetmiştir. Böylece yüksek bölümünün eğitim faaliyetleri sona erdi.

Gerçek budur:

Heybeliada Ruhban Okulu’nu Türkiye Cumhuriyeti kapatmamıştır. Patrikhane, Türk hukukuna ve Türk eğitim sistemine tabi olmayı kabul etmediği için faaliyetlerini kendisi durdurmuştur.

Ruhban Okulunun Yeniden Açılması Tartışmaları:

Ruhban Okulunun yeniden açılması yönündeki Türk tarafı teklifleri:

1. İstanbul’daki Devlet üniversitelerinden birine bağlı Hıristiyan Ortodoks İlahiyat Fakültesi şeklinde okul açılabilir.
2. Türkiye’deki Vakıf üniversitelerinin herhangi birinin bünyesinde açılabilir,
3. Türkiye Cumhuriyeti denetiminde YÖK’e bağlı özel yüksekokul statüsünde açılabilir,

Türkiye’deki tüm eğitim kurumları, Türk eğitim sistemi içinde faaliyetlerini sürdürürler. Rum Ortodoks Ruhban Okulu da bir eğitim kurumu olduğu için Türk eğitim sistemi içinde ve devlet denetiminde kalmalıdır.

Tekliflerine Patrikhane ve okul yönetimi hayır demişlerdir.

Patrikhanenin Görüş ve talepleri:

• Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Okulu bir eğitim kurumu değil, dinî bir kurumdur” görüşünü Türk tarafına kabul ettirmesi hâlinde okulun denetiminin Patrikhane’dekalacağı görüşündeler. Böylece, okulun, Türk eğitim sisteminin dışında tutulmasını,
• Okulun, YÖK denetimine girmemesini,
• Müfredatı tamamen kendisinin belirlemesini
• Uluslararası öğrenci kabul ederek küresel bir din merkezi hâline getirilmesini,
• “Sui generis” yani özel ve ayrıcalıklı bir statü elde edilmesini,

talep etmektedir.

Görüldüğü gibi bugün yeniden açılmak istenen yapı da Türk devletinin denetiminden uzak, ayrıcalıklı ve uluslararası statülü bir yapı olarak tasarlanmaktadır

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde hiçbir eğitim kurumu devlet denetiminin dışında olamaz. Egemen devlet olmanın gereği budur.

Türk devletinin denetiminden kaçacak gizli bir ajandanız mı var diye aklımıza soru geliyor.

Lozan’ın Dengesi Bozulamaz

Türk milleti şu soruyu sormaktadır: Türkiye’den sürekli Heybeliada Ruhban Okulu konusunda taviz istenirken, Yunanistan neden Batı Trakya Türklerinin haklarını gasp etmektedir? Bugün Batı Trakya’da:

• Türk toplumunun seçtiği müftüler tanınmamakta, 
• Türk okulları sistematik şekilde kapatılmakta, 
• “Türk” adı taşıyan dernekler engellenmekte, 
• Türk vakıflarına devlet müdahalesi yapılmakta, 
• Türk azınlığının eğitim ve din özgürlüğü baskı altında tutulmaktadır. 

Yunanistan, Lozan’dan doğan yükümlülüklerini yerine getirmeden Türkiye’ye insan hakları dersi veremez.

ABD ve Batılı Diplomatların Açıklamaları

Son dönemde ABD’li diplomatların ve Yunan siyasetçilerin Heybeliada Ruhban Okulu hakkında yaptığı açıklamalar Türk kamuoyunda ciddi rahatsızlık oluşturmuştur.Onlardan bazıları:

I. Bartholomeos

Patrik Bartholomeos, Atina’da yaptığı açıklamada okulun açılacağına dair oldukça net ifadeler kullandı: “Önümüzdeki aylarda yenileme çalışmaları tamamlanacak. 2026 yılı Eylül ayında açılışı kutlayacağız.”

Başka bir açıklamasında ise: “Okulumuzun yeniden faaliyet göstermesi hedefimize kısa sürede ulaşacağımıza dair son derece iyimserim.” ifadelerini kullandı.

Tom Barrack

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, patrikhane ziyaretinden sonra şu açıklamayı yaptı:

“Hedefimiz, Eylül 2026’da Heybeliada Ruhban Okulu’nu yeniden açmak.” Barrack ayrıca: “Bu konu hem Başkan Trump hem de Başkan Erdoğan için önemli.” ifadelerini kullandı.

Jeff Flake

Eski ABD Büyükelçisi Jeff Flake de patrikhane ziyaretlerinde okulun açılmasını destekleyen mesajlar verdi.

Flake, Ruhban Okulu’nun açılmasının: Dini özgürlükler açısından önemli olduğunu, Türkiye’nin uluslararası imajına katkı sağlayacağını ifade etti.

Kyriakos Mitsotakis

Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Bartholomeos ile görüşmesinde şu açıklamayı yaptı:

“Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasıyla ilgili olumlu haberler son derece önemlidir.” Tarihi bir gelişme olacağını, uzun süredir beklendiğini vurguladı.

 

Diplomatik nezaket kurallarına aykırı davranışlar

Heybeliada Ruhban Okulu, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik alanı içindeki bir eğitim kurumudur. Dolayısıyla okulun açılması konusunda son söz Türk devletine aittir.

Heybeliada Ruhban Okulunun açılması konusunda resmî karar verici makam; Türkiye Cumhuriyeti CumhurbaşkanlığıTürkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığıdır.

Bugüne kadar Cumhurbaşkanlığı makamından, Başkan Recep Tayyip Erdoğannun ağzından veya Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı tarafından “Okul kesin olarak açılıyor”“Şu tarihte açılacak”, “Açılış kararı verilmiştir” şeklinde net ve resmî bir açıklama yapılmış değildir. 

Son sözü Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN söyler. O, okul açıldı demeden okul açılamaz.

Yabancı bir büyükelçinin “açacağız” veya “hedefimiz şu tarihte açmak” şeklinde açıklama yapmasını Türk Milleti,Türkiye’nin iç hukukuna ve egemenlik alanına müdahale olarak değerlendirmektedir.

Yabancı büyükelçilerin kamuoyu önünde baskı oluşturacak açıklamalar yapması, “okul açılıyor” şeklindeki kesin ifadelerin kullanılması, Türk devlet kurumlarının açıklamalarından önce siyasi sonuç doğurabilecek beyanlar verilmesi, diplomatik teamüllere aykırı bir davranıştır. 

Her ne kadar Patrikhane ve batılı devletler açıklamalarınıdini özgürlük beklentisi, diplomatik temenni, kültürel mirasın korunması ve azınlık haklarının geliştirilmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savunsalar da bir yabancı büyükelçi veya dış temsilci, görev yaptığı bir devletin eğitim sistemi ve iç hukukunu ilgilendiren konuda kesinleşmiş karar varmış gibi açıklama yapması kabul edilemez.

Eşitlik ilkesi gözetilir.

Batı Trakya Türklerinin haklarını kullanmaları konusunda Yunan makamlarından kesin garanti almadan okulun açılacağını sanmıyorum. 

Terazinin bir yanında Patrikhane varsa, diğer yanında Batı Trakya Türkleri vardır. Bir yanda Ruhban Okulu varsa, diğer yanda Türk azınlığın kapatılan okulları vardır. Bir yanda patriklik varsa, diğer yanda Türk müftülüğü vardır. Türkiye Cumhuriyeti bu dengeyi gözetmek zorundadır.

Sadece Bir Okul Meselesi Değil

Heybeliada Ruhban Okulu tartışması, yalnızca bir eğitim kurumunun açılıp açılmaması meselesi değildir.

Konu; Türkiye’nin egemenlik anlayışı, Lozan dengeleri, azınlık politikaları, din özgürlüğü tartışmaları, Türkiye–ABD ve Türkiye–AB ilişkileri gibi birçok stratejik başlığın merkezinde yer almaktadır.

Heybeliada Ruhban Okulu mezunlarından bazıları…

Heybeliada Ruhban Okulu, açılışından 1971’e kadar Ortodoks cemaatine çok sayıda patrik, metropolit, başpiskopos ve bazı siyasi figürler yetişmiştir.

Ancak okulun bazı mezunları, geçmişte: Megali İdea, Enosis ve Pontusçuluk gibi Türk milletinin varlığına yönelik projelerin siyasi ve dini savunucuları arasında yer almıştır.

Megali İdea Nedir?

Megali İdea, Yunan milliyetçiliğinin “Büyük Yunanistan” hayalidir. Temelinde ise Bizans İmparatorluğu’nu yeniden diriltme ve Türk milletini Anadolu’dan çıkarma düşüncesi bulunmaktadır.

1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesiyle sona eren Bizans İmparatorluğu’nun intikamını alma fikri, yüzyıllar boyunca bazı Yunan milliyetçi çevrelerinin siyasi hedefi hâline gelmiştir. Megali İdea, yalnızca tarihî bir nostalji değil; Türk vatanını parçalamayı hedefleyen yayılmacı bir siyasi projedir.

Megali İdea’nın hedefleri arasında:

• İstanbul’u işgal etmek, şehrin adını “Konstantinopolis” yapmak, 
• Fener Rum Patrikhanesi merkezli Yeni Doğu Roma devleti kurmak,
• İstanbul ve Boğazları ele geçirmek,
• Trakya’yı Yunanistan’a katmak,
• İzmir ve Batı Anadolu’yu Yunanistan’la birleştirmek,
• Karadeniz’de Pontus adı altında Trabzon, Rize, Giresun, Ordu ve Samsun çevresini Yunanistan’a bağlamak,
• Kıbrıs ve Ege adalarını Yunanistan’la birleştirmek

Şeklinde özetleyebiliriz.

Yunan milliyetçi çevreleri, özellikle Osmanlı Devleti’nin zayıfladığı dönemlerde Avrupa devletlerinin siyasi ve askerî desteğini arkasına alarak Megali İdea hedeflerini hayata geçirmeye çalıştılar. Bu amaç doğrultusunda:1919’da İzmir işgal ettiler. Karadeniz’de Pontusçu çeteleri silahlandırdılar vebölgede Türk halkına yönelik saldırılar ve katliamlar gerçekleştirdiler.

Enosis Nedir?

“Enosis” (Yunanca: Ἕνωσις), kelime anlamı olarak “birleşme” demektir. Siyasi tarih açısından ise özellikle: Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması hedefini ifade eden siyasi-milliyetçi düşünceyi tanımlamak için kullanılır.

19. yüzyılda yükselen Yunan milliyetçiliği ve “Megali İdea” anlayışının bir parçasıydı. Amaç, Rum nüfusun yoğun olduğu bölgelerin Yunanistan ile birleşmesi düşüncesidir.

Enosis hareketi en çok Kıbrıs’ta, Girit’te ve bazı Ege adalarında
etkili oldu. Özellikle Kıbrıs’ta:
 Rum Ortodoks kilisesi, bazı siyasi liderler, Rum milliyetçi silahlı örgütler (EOKA) ortaya çıktı. Enosis’i savundular

Bu nedenle, Heybeliada’dan mezun bazı din adamlarının dini kimlikten öte siyasi aktör haline gelmesi, Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Okulu’nun Türkiye’de zaman zaman güvenlik ve egemenlik tartışmalarının odağına yerleşmesine yol açmıştır.

• Bartholomeos

1991’den beri Fener Rum Patriği’dir. Gökçeada doğumludur ve okulun en bilinen modern dönem mezunlarından biridir. “Ekümenik Patrik” unvanını kullanması, Patrikhane’nin uluslararası statü arayışları, Ruhban Okulu’nun yeniden açılması talepleri sürecinde Türk makamlarından önce karar verici gibi açıklamalar yapması, Türk kamuoyu tarafından tepki ile karşılanmaktadır.

• III. Makarios:

Kıbrıs’ın ilk Cumhurbaşkanı ve aynı zamanda Ortodoks Başpiskoposu idi. 1950’lerde ve 1960’larda Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını hedefleyen “Enosis” fikrinin en güçlü siyasi-dini savunucularından biri olarak görülmüştür. Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını savunan Enosis hareketinin sembol isimlerinden biri kabul edilir

• Hrisostomos Kalafatis

İzmir’in işgali döneminde işgalci Yunan ordusunu destekleyen açıklamalarda bulunmuşYunan askerlerini kutsamış ve Anadolu’nun işgalini dini-millî bir dava olarak gördüğünü belirten açıklamalarda bulunmuş Helen milliyetçisi bir şahıstır.

Okulun tüm mezunlarının aynı siyasi çizgide olduğunu söylemiyoruz elbette…

Düşmanlığı körüklemeyin… 

Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı, ders kitaplarında komşu milletleri hedef alan; kin, nefret ve düşmanlığı körükleyen ifadeleri yıllardır ayıklarken,çıkarırken bugün Yunanistan’daki okulların ders kitaplarında Megali İdea düşüncesinin hâlâ genç nesillere aktarılması dikkat çekici bir çelişkiyi ortaya koymaktadır.

Yunan yöneticileri, küçük yaştaki çocuklara Türk düşmanlığını besleyen söylemleri aşılamayı sürdürmektedir.

Yunan Hükümeti, küçük yaştaki çocuklara Türk düşmanlığını besleyen söylemleri aşılamayı sürdürürken; Türkiye ise dostluk, barış ve iyi komşuluk anlayışını savunmaya devam etmektedir.

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kırmızı Çizgisi

Türkiye’de herkes: istediği dine inanabilir, hatta inanmayabilir, ibadetini özgürce yapabilir, kiliseye, camiye veya havraya gidebilir. Türk milletinin vatandaşlarının inancı ve yaşam tarzıyla bir sorunu yoktur.

Ancak hiç kimse:

• Din kisvesi altında siyasi proje yürütmemeli, 
• Yabancı devletlerin baskı aracı hâline gelmemeli, 
• Türkiye’nin egemenlik haklarını tartışmaya açmamalıdır. 

Türk milleti, Bizans hayallerine dün nasıl geçit vermediyse, bugün de Türkiye’nin egemenliğini hedef alan hiçbir projeye izin vermeyecektir.

 İngiltere’deki Canterbury Christ Church Universityyıllarımda, çok uluslu sınıf ortamında en samimi ve en sıcak dostluğu Yunanlı arkadaşlarımla kurmuştum. Yunanlı sınıf arkadaşlarımla aramızda oluşan yakınlık ve içtenlik her zaman ayrı bir yerde duruyor…

Türk milleti olarak bizim Yunan halkıyla sorunumuz yok. Ancak tarih boyunca düşmanlık ve yayılmacılık üzerinden siyaset üreten anlayışlarla sorunumuz vardır.

Bu cennet vatanda; Türkiye Cumhuriyeti’nin birliğine, devletine ve milletine sadakat içinde, dış güçlerin taşeronluğuna soyunmadan gelin birlikte barış içinde yaşayalım.

Namık Kemal YILDIZ

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
ss