15 Ekim 2026 - Perşembe

YAĞMUR YAĞIYOR… SELLER AKIYOR, ARAP KIZI CAMDAN BAKIYOR!

YAĞMUR YAĞIYOR… SELLER AKIYOR, ARAP KIZI CAMDAN BAKIYOR!

Yazar - Necmi Cemal Akademisyen Köşe Yazarı
Okuma Süresi: 4 dk.
231 okunma
Necmi Cemal Akademisyen Köşe Yazarı

Necmi Cemal Akademisyen Köşe Yazarı

necmiozdemir@gmail.com -
Takip EtGoogle News

YAĞMUR YAĞIYOR…
SELLER AKIYOR, ARAP KIZI CAMDAN BAKIYOR!

Çocukluğumuzda kış yaklaşırken yağmur başladığında, evde, okulda, sokakta hep aynı şarkıyı söylerdik.
Yağmur yağardı, biz neşeyle söylerdik.
Dün İstanbul ve Kocaeli’de yaşananları görünce o şarkı yeniden geldi aklıma.
Ama bu kez neşenin yanında ağır bir soru vardı:
Yıllar geçti. Şarkımız aynı kaldı. Peki, hazırlığımız?
Yağmuru durduramayız.
Ama yağışın afete dönüşme riskini azaltabiliriz.
Suyun akışını hesaplamak, riskli bölgeleri belirlemek, altyapıyı güçlendirmek, erken uyarı sistemlerini işler hâle getirmek…
Bunlar yalnızca teknik işler değil; insan hayatına verdiğimiz değerin en net göstergesidir.
Bir şehrin gerçek sınavı güneşli günlerde değil, en zor günlerinde başlar.
Afet anında mücadele eden bütün emekçilerimizin hakkını teslim edelim.
Ancak asıl başarı, bir sonraki yağmurda daha az insanın korkması, daha az evin zarar görmesidir.
Çünkü tedbir, felaketin ardından söylenen en güzel sözden bile değerlidir.
Kocaeli’nin gündeminde bir de Türkiye Belediyeler Birliği seçimi var.
Seçimler umut, emek ve beklenti taşır. Sonuçlar herkesi aynı ölçüde sevindirmeyebilir.
Kazanmanın sevinci de kaybetmenin üzüntüsü de anlaşılır.
Ama bir gerçek asla değişmez:
Sandıkta sonuç alınır; şehre karşı sorumluluk devam eder.
Kocaeli’nin ihtiyaçları, İstanbul’un sorunları, Hatay’ın yeniden ayağa kalkma mücadelesi seçim sonuçlarını beklemez.
Belediyeler yarışabilir.
Ancak bu yarışın gerçek kazananı, o şehirde yaşayan insanlar olmalıdır.
Bir yerde edinilen tecrübe başka bir yerde hayat kurtarabilir.
Başarılı bir uygulama başka bir şehre ışık tutabilir.
Öyleyse rekabetin yanına iş birliğini, tecrübenin yanına paylaşmayı koymalıyız.
Yağmur siyasi tercihlere göre yağmaz.
Çözüm de siyasi sınırların içine hapsedilmemelidir.
Belki de asıl mesele yalnızca yağmura karşı hazırlığımız değildir.
Birbirimizi dinlemeye ne kadar hazır olduğumuz da en az onun kadar önemlidir.
Bir fotoğraf karesinden bir insanın bütün düşüncelerini anlayamayız.
Dinlemek, her sözüne katılmak demek değildir.
Farklı düşünebilir, farklı insanlarla yan yana gelebiliriz.
Aynı fikirde olmak zorunda değiliz; birbirimize kulak vermekten vazgeçmek zorunda da değiliz.
Bazen bir uyarı tehlikeyi önceden gösterir.
Bazen bir eleştiri eksiğimizi ortaya çıkarır.
Bazen de hiç beklemediğimiz bir insan, önümüze yeni bir kapı açar.
Yeter ki karar vermeden önce dinlemeyi, eleştirmeden önce anlamayı unutmayalım.
Çocukluğumuzun şarkısına dönelim…
“Yağmur yağıyor, seller akıyor…”
Dün bu sözleri neşeyle söylüyorduk.
Bugün aynı sözler bize sorumluluğumuzu hatırlatıyor:
Şehirlerimizi daha hazırlıklı hâle getirmek, tecrübemizi paylaşmak, farklılıklarımıza rağmen ortak geleceğimizi korumak.
Benim yıllardır yapmaya çalıştığım da budur:
İnsanları, fikirleri, kurumları ve fırsatları bir araya getirmek.
İstek gelmeden fırsat yaratmak.
Çünkü bazen zamanında alınan bir önlem bir hayatı,
paylaşılan bir fikir bir şehri,
kurulan bir köprü bir ülkenin geleceğini değiştirebilir.
Yağmuru seçemeyiz.
Ama hazırlığımızı seçebiliriz.
Farklı düşünebiliriz.
Ama birbirimize nasıl davranacağımızı seçebiliriz.
Çocukluğumuzda yağmura bir şarkı yakıştırmıştık.
Bugün ise geleceğe karşı sorumluluğumuzu üstlenmek zorundayız.
Şarkımız geçmişimizden geliyor.
Sorumluluğumuz ise geleceğimize aittir.
BAŞKA TÜRKİYE YOK.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss