11 Mart 2026 - Çarşamba

ANADOLU’NUN İNSANLARI

ANADOLU’NUN İNSANLARI

Yazar - Necmi Cemal
Okuma Süresi: 3 dk.
68 okunma
Necmi Cemal

Necmi Cemal

necmiozdemir@gmail.com -
Takip EtGoogle News

*ANADOLU’NUN İNSANLARI* 

Mesela Amasya’da bir isim dolaşır dilden dile:
Yanyatan Ali.
Neden böyle denmiş?
Tam bilen yok.
Ama anlatanlar şunu söyler:
Ali’nin kapısı hiç kapanmazmış.
Gelen gider, yolcu uğrar, sohbet edilir, çorba kaynarmış.
Ev adeta küçük bir dergâh gibiymiş.
Kimine göre yürürken yana yatarmış,
kimine göre yılların yorgunluğundan böyle yürürmüş.
Ama mesele yürüyüşü değildir aslında.
Mesele,
insanın arkasında anlatılacak bir hayat bırakmasıdır.
Bir de Elazığ’da anlatırlar:
Yol Yemez.
Adı üstünde.
Yol yemez.
Yani emanete el uzatmaz,
devletin malına dokunmaz,
hesap şaşırmaz.
Derler ki bir gün yolda yürürken bir araba çarpar Yol Yemez’e.
Şoför panikle arabadan iner:
“Dayı, bir yerin var mı?”
Yol Yemez önce arabaya bakar,
sonra şu cümleyi kurar:
“Evlat…
Arabanın kaç liralık hasarı var?
Söyle… vereyim.”
İşte Anadolu budur.
Bir insanın lakabı bazen bir soyadı gibidir.
Ama soyadından daha ağırdır.
Çünkü onu nüfus memuru değil,
hayat verir.
Mesela Anadolu siyasetinde ve iş dünyasında da böyle lakaplar duyarsınız.
Kocaeli’de eskilerin anlattığı bir isim vardır:
Yolu Eğilmez Ahmet.
Derler ki ne menfaat görünce eğilirmiş,
ne makam görünce değişirmiş.
Bir iş yapılacaksa
“Ahmet’e söyleyin” dermiş insanlar.
Çünkü bazı insanlar makamıyla değil,
duruşuyla tanınır.
Anadolu’nun her şehrinde buna benzer insanlar vardır.
Bir yerde
Emanetçi Hasan
Bir yerde
Borç Unutmaz Hüseyin
Bir yerde
Kapısı Açık Ahmet
İsimler değişir.
Ama anlatılan şey aynıdır:
Karakter.
Anadolu insanı bazen uzun nutuklar çekmez,
kürsüler kurmaz,
kitaplar yazmaz.
Ama hayatıyla bir cümle bırakır.
Ve o cümle
yıllarca anlatılır.
Bugün teknoloji çağındayız.
Her şey hızlandı.
Şehirler büyüdü.
Sokaklar kalabalıklaştı.
Ama bazı değerler
sessizce azaldı.
Eskiden bir insanın adı duyulduğunda
arkasından şu cümle gelirdi:
“Merak etme…
O adamdır.”
Bugün bu cümleyi daha az duyuyoruz.
Belki de yeniden hatırlamamız gereken şey tam da budur.
Çünkü şehirleri
binalar büyütmez.
İnsan büyütür.
Bir şehrin gerçek itibarı
kaç katlı binalarıyla değil,
kaç tane
“Yol Yemez” insan yetiştirdiğiyle ölçülür.
Ve belki de Anadolu’nun en büyük gücü
tam da burada saklıdır.
Çünkü hâlâ bir yerlerde
emanete el uzatmayanlar vardır.
Hâlâ sözünü senet bilenler vardır.
Hâlâ adı lakap olmuş insanlar vardır.
Onlar görünmez kahramanlardır.
Ama şehirlerin
gerçek taşıyıcı kolonları da
işte onlardır.
Ve bu yüzden Anadolu hâlâ ayaktadır.
Binalarıyla değil…
insanlarıyla.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss