31 Mart 2026 - Salı

*REHBER & KEBAP & KÜNEFE & PIRASA*

*REHBER & KEBAP & KÜNEFE & PIRASA*

Yazar - Necmi Cemal
Okuma Süresi: 4 dk.
25 okunma
Necmi Cemal

Necmi Cemal

necmiozdemir@gmail.com -
Takip EtGoogle News

*REHBER & KEBAP & KÜNEFE & PIRASA* 

Bir Şehri Anlamak… Tadına Bakmak Değil, İzini Sürmektir
Bazen bir şehir…
Sadece gezilmez.
Dinlenir.
Hissedilir.
Hatırlanır…
Ve bazı şehirler vardır;
sana kendini anlatmaz…
sen onun izini sürersin.
Hatay gibi…
Geçtiğimiz hafta sonu oradaydım.
Ama bu bir “gitmek” değildi.
Bu, bir hafızaya dokunma çabasıydı.
Arsuz’da bir buluşma…
“Başka Bir Rehber: Antakya’da Hafızanın İzinde”
Bu sadece bir kitap adı değildi.
Bir bakış açısıydı.
Çünkü bazı şehirler gezilmez…
rehberle anlaşılır.
Ve bu rehber, yolu değil…
hafızayı gösterir.
Çünkü mesele sadece bir kitap değil…
Bir şehri yeniden anlamak…
Kaybolanla bağ kurmak…
Ve en önemlisi…
Unutmamak.
6 Şubat’tan sonra
sadece binalar yıkılmadı.
Sesler…
Kokular…
Sokaklar…
Hatıralar…
Hepsi biraz eksildi.
Ama o gün şunu gördüm:
Hatay hâlâ anlatıyor.
Suyla…
Rüzgârla…
Ateşle…
Toprakla…
Yani sadece sokaklarıyla değil…
unsurlarıyla, özüyle, hafızasıyla…
Hem de tek sesle değil…
Çok katmanlı…
Çok içten…
Ve en önemlisi: Birlikte.
Sonra…
Hatay’ın başka bir gerçeği…
Kebap.
Künefe.
Ama bunlar sadece yemek değil…
Bu şehrin hafızasının tadı.
Her lokmada Hatay’ı anlamak mümkün.
Ama…
Asıl mesele ne kebapta,
ne künefede.
Asıl mesele…
Bir tabakta saklı olabilir.
Pırasa.
Evet, pırasa…
Yıllar önce…
Hataylı bir genç…
Gurbette… alışkanlıkları net bir öğrenci.
Alıştığı sofralar belli…
Etin, lezzetin, doyuruculuğun olduğu sofralar…
Bir gün…
Öğlen yemeğinde pırasa çıkıyor.
Yemiyor.
Fark ediliyor.
Israr ediliyor.
Sonra…
Bir tencere geliyor masaya.
“En azından tadına bak” deniyor.
Ve o gün, istemese de bir lokma alıyor.
Belki zor geldi…
Ama o gün bir şey değişiyor.
Bugün?
Haftada en az iki gün evinde pırasa pişiyor.
Çocukları seviyor.
Öyle ki…
Bazen pırasa bulmak için 4-5 market dolaşılıyor.
Şimdi soralım:
Ne değişti?
Lezzet mi?
Hayır.
Bakış açısı.
Alışkanlık, zorunlulukla başlayan bir süreç…
zamanla aidiyete dönüşmüş.
Şehirler de böyledir.
İnsanlar da…
Ve yöneticilik de…
İlk bakışta sevilmeyen…
zor gelen…
anlaşılmayan şeyler…
Doğru anlatılırsa…
doğru yaşatılırsa…
Bir gün vazgeçilmez olur.
Hatay bana bu hafta sonu şunu söyledi:
Bir şehri yeniden kurmak…
sadece betonla olmaz.
Hafızayla olur.
Sabırla olur.
Ve bazen…
bir rehberle olur.
Ama o rehber…
yolu göstermekten çok
anlamayı öğretmeli.
Çünkü…
Gerçek rehberlik…
yol göstermek değildir.
Bir şehre bakıp proje üretmek kolaydır…
Ama o şehrin hafızasını hissedebilmek…
İşte orası farktır.
Ve günün sonunda…
Şehirler, kendini anlatabilene değil…
kendini anlayana teslim olur.
Ve o anlayış…
çoğu zaman bir projeyle değil,
doğru bir rehberlikle başlar.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss