Maskeleri İndirelim; Bir Haysiyet ve Mücadele Hikayesi
Maskeleri İndirelim; Bir Haysiyet ve Mücadele Hikayesi

Nur Delice
nurdelice77@gmail.com -Maskeleri İndirelim; Bir Haysiyet ve Mücadele Hikayesi
Hadi, şimdi şapkalarımızı çıkaralım ve gerçekleri tarafsızca masaya yatıralım. Yıllardır İç Anadolu ve Doğu’da kız çocuklarının okuma mücadelesini, kadınların sessiz çığlıklarını kendi hayatımdan kesitlerle anlatmaya çalışıyorum. Değerli Alişan Kapaklıkaya hocam bunu yıllardır yapar. 51 yıl önce toprağa verdiği kardeşini, yokluktan giydiremediği o pantolonu ve içindeki dinmeyen pişmanlığı anlatarak milyonların yüreğine dokunur.
Kimine göre bu ağır bir travmadır, kimine göre profesyonel destek gerektiren bir süreç... Ancak Alişan Hoca, bu yaşanmışlıklarla kimsenin yalnız olmadığını, acının hayatın bir parçası olduğunu gösteriyor. Onu dinlediğimizde karakterine, aile bağlarına ve sevgisine hayran kalıyoruz. Bu başarı hikayesi gençlere, çaresiz ailelere ve yüreği yanan anne-babalara bir teselli oluyor.
Madalyonun Diğer Yüzü,
Gelelim madalyonun diğer yüzüne... Ben, ömrünü kadınlara, kız çocuklarına ve yaşlılara "Allah rızası için" ses olmaya adamış; 15 yaşından beri kalemini şiirle, günlükle derinleştirmiş biriyim. Hak yolundan ayrılmadan, İslam’ın doğrularına tutunarak, riyasız ve emeğimle yaşamaya çalışan bir kadın...
Okul yıllarımdan beri azimliydim. Küçük bir ilçenin ataerkil dayatmalarından, dedikodularından korunmak için düğün-bayram bilmeden eve kapanıp ders çalıştım. "Kız kısmı konuşmaz, gülmez, gezmez" dediler; susturulmaya çalışıldım. Belki maddi bir yokluk çekmedim ama "elalem ne der" tabusunun gölgesinde, varlık içinde yokluğu yaşadım. Küçük yerlerin en büyük silahı olan dedikodunun, nice yuvalara ateş düşürdüğüne şahit oldum.
Hikayelerim Kurgu Değil, Yaşanmışlığın Ta Kendisidir
Yıllardır yazılarımda ve konuşmalarımda kendi hayatımdan örnekler veririm. İçimdeki o küskün kız çocuğunun sızısından bahseder ve hep şunu eklerim: "Kızlarınız size bir rahmettir. Siz sahip çıkmazsanız, sahip çıkan çok olur." Ailesinin saygı duymadığı bir evlada, toplum asla saygı duymaz.
Okuyucularım bu duygularda kendilerini buldular; "Lütfen bir kitap serisi yaz, devamını bekliyoruz" dediler. Fakat bir de o "çatlak sesler" var... Kıskançlığın ve nefsin dışavurumu olan o sesler diyor ki: "Nur’un anlattıkları güzel ama bir sıfatı yok ki... Bir profesör değil ki neden alkışlayalım?" İşte kör nefis burada devreye giriyor. 28 Şubat’ın başörtüsü yasaklarını, kız çocuğu olmanın o dönemki çaresizliğini bizzat yaşadım. Kabuğumu belki tam kıramadım ama onca engele rağmen şükür ki birçok çalışmaya imza attım. Benim duruşumdan rahatsız olanlar, yakınlarıma gidip, "Nur neden ailesinin zor yaşantısını anlatıp kendini küçük düşürüyor?" diyormuş.
Asıl "Küçük Düşmek" Nedir?
Küçük düşmek; onuruyla mücadele etmek değil, her türlü yüzsüzlüğü yapıp erdemli görünmeye çalışmaktır. Başarı hikayesi yazanlar geldikleri yeri saklayınca mı yücelecekler? Peygamberimiz (s.a.v) en sevdiklerini elleriyle toprağa verip Allah’a tam bir teslimiyetle sığınmadı mı?
Sadece profesörlük unvanına saygı duyup, her bireyin kendi hikayesinin kahramanı olduğunu unutanlara bir çift sözüm var: Bana "kendi hayatın değilmiş gibi yaz ki seni üzmesinler" tavsiyesi verenler; asıl üzücü olan benim hikayem değil, sizin yüreğinizdeki hasetlik duygusudur.
Yırtık Çorabın Gururu
Ankara’ya ilk geldiğimde çocukluk fotoğrafımı bulmuştum. Kardeşime sarıldığım o karede çorabımın topuğunda kocaman bir yırtık vardı. O zamanlar utanmış, makasla fotoğrafın o kısmını kesmiştim. Aradan yıllar geçti... Şimdi o 28 yaşındaki kızın utancına bakıyorum ve kendime diyorum ki:
"Nur; onca hırsız, onca kul hakkı yiyen, vatan haini, uyuşturucu taciri ve kadına şiddet uygulayan,utanmadan alalen herşeyi ortada yaşayan, en çok emeği olanlara işkence yapanlar, nerde ahlaksız şerefsiz varken baştacı yapanlar varken; sen yetim kardeşlerini okutmak için memuriyetinden istifa eden, babasının odacılık işini devralıp tuvalet temizleyerek üç aileye bakan o koca yürekli babanın evladısın. O yırtık çorap, senin utanacağın değil, gururla taşıyacağın bir madalyadır."
Şunu bilin ki; ne derseniz deyin artık umursamıyorum. Bu hikayeden herkes kendine bir hisse çıkarsın.
Vesselam.
Nur Delice
Ülke Postası Ankara Temsilcisi
Djb az muhabiri