13 Mart 2026 - Cuma

*İnanç Maskesi Altında Kurulan Savaş Karargâhı

*İnanç Maskesi Altında Kurulan Savaş Karargâhı

Yazar - Gökalp Şentürk
Okuma Süresi: 3 dk.
112 okunma
Gökalp Şentürk

Gökalp Şentürk

gokalpsenturk@gmail.com -
Takip EtGoogle News

*İnanç Maskesi Altında Kurulan Savaş Karargâhı* 
Dünya siyasetinde bazı kararlar vardır ki yalnızca bir devletin iç meselesi değildir.
Bazı adımlar vardır ki aslında bütün insanlığın kaderine dokunur.
Amerika Birleşik Devletleri’nde son günlerde yaşanan bir gelişme işte tam da böyle bir adımdır.
Beyaz Saray bünyesinde bulunan “Faith Based and Neighborhood Partnerships” isimli ofisin başına radikal Evanjelist hareketin önde gelen isimlerinden biri getirildi.
Bu atama sıradan bir bürokratik değişiklik değildir.
Bu karar, dünya siyasetinde din üzerinden yürütülen büyük bir stratejinin açık ilanıdır.
Çünkü Evanjelist ideolojiye göre Ortadoğu’da yaşanacak büyük bir savaş, yani sözde Armageddon, dünyanın kaderini belirleyecek son çatışmadır.
Bu anlayışa göre İsrail bu savaşın merkezinde yer alacak, ardından Mesih’in gelişiyle bin yıllık bir düzen kurulacaktır.
Bugün Washington’da yapılan hazırlıkların arkasında yatan düşünce tam olarak budur.
Bu yüzden Amerika’nın İsrail’e gönderdiği silahların miktarı her geçen gün artmaktadır.
Bu yüzden Gazze üzerinde yürütülen planlar sıradan bir güvenlik politikası değildir.
Bu yüzden Batı Şeria’nın “Judea Samaria” adıyla yeniden tanımlanması tesadüf değildir.
Ortadoğu, bazı akıllar için yalnızca bir coğrafya değil;
kendi inanç senaryolarını sahneye koyacakları bir tarih laboratuvarıdır.
Ancak unuttukları bir gerçek var.
Ortadoğu, masa başında çizilen haritalarla yönetilebilecek bir yer değildir.
Bu coğrafyada milletlerin hafızası vardır.
Bu topraklarda tarih vardır.
Ve bu tarih defalarca göstermiştir ki emperyal planlar eninde sonunda milletlerin direnciyle karşılaşır.
Bugün Washington’da kurulan bu ideolojik merkez, yalnızca Amerika’nın iç meselesi değildir.
Bu, dünya siyasetine din üzerinden yön verme girişimidir.
Ama dünya artık tek kutuplu bir çağda yaşamıyor.
Türk milleti de bu coğrafyada yalnızca seyirci değildir.
Tarih boyunca olduğu gibi bugün de Türk devleti, Ortadoğu’nun kaderini belirleyen en önemli güçlerden biridir.
Çünkü bu coğrafyada barışı getirenler hiçbir zaman kutsal savaş hayalleri kuranlar olmadı.
Barışı getirenler, devlet aklıyla hareket eden milletler oldu.
Bugün yaşanan gelişmeleri okurken meseleyi yalnızca bir Amerikan iç politikası olarak görmek büyük bir yanılgı olur.
Ortada çok daha büyük bir tablo vardır.
Ve bu tablo bize bir gerçeği hatırlatıyor:
Dünya yeniden büyük hesaplaşmaların eşiğinde duruyor.
Tarihin bu döneminde aklıyla hareket eden milletler ayakta kalacak.
Hayallerle değil, stratejiyle yürüyen devletler kazanacak.

Strateji Uzmanı  Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss