28 Nisan 2026 - Salı

YAŞLANAN DÜNYA, GENÇ TÜRKİYE: FIRSAT MI, İMTİHAN MI?

YAŞLANAN DÜNYA, GENÇ TÜRKİYE: FIRSAT MI, İMTİHAN MI?

Yazar - Gökalp Şentürk
Okuma Süresi: 3 dk.
36 okunma
Gökalp Şentürk

Gökalp Şentürk

gokalpsenturk@gmail.com -
Takip EtGoogle News

YAŞLANAN DÜNYA, GENÇ TÜRKİYE: FIRSAT MI, İMTİHAN MI?
Dünya sessiz bir dönüşümün içinde. Ne tank sesleri var ne de manşetlere taşınan büyük kriz başlıkları… Ama etkisi hepsinden daha derin: İnsanlık yaşlanıyor.
Recep Tayyip Erdoğan’ın OECD Beceriler Zirvesi’nde yaptığı konuşma, bu gerçeği bir kez daha yüzümüze vurdu. 2030’da dünya nüfusunun beşte biri, 2050’de ise dörtte biri 60 yaş üstü olacak. Bu sadece bir istatistik değil; küresel dengeleri değiştirecek bir kırılma noktasıdır.
Bugün Avrupa’nın en büyük sorunu nedir?
Yaşlanan nüfus.
Çalışacak insan bulamayan sistemler.
Üreten değil, tüketen bir demografik yapı.
Peki Türkiye?
İşte burada durup düşünmek gerekiyor.
Türkiye, hâlâ genç nüfusu olan nadir ülkelerden biri. Ama bu bir avantaj mı, yoksa doğru yönetilmezse kaybedilecek bir fırsat mı?
Cumhurbaşkanı’nın altını çizdiği “aile yapısı” meselesi tam da burada devreye giriyor. Batı’da çözülen aile, sadece sosyal bir kurum değildir; aynı zamanda ekonomik ve kültürel bir sigortadır. Bizde hâlâ diri olan dayanışma kültürü, yaşlanan dünyada Türkiye’yi ayakta tutabilecek en güçlü damarlardan biridir.
Ama sadece aile yetmez.
Genç nüfusun olması, tek başına bir başarı değildir. O gençleri ne kadar donanımlı hale getirdiğiniz, onları ne kadar üretime kattığınız asıl meseledir.
Bugün üniversite diploması olan ama iş bulamayan milyonlarca genç varsa, burada durup kendimize şu soruyu sormalıyız:
Sorun gençlerde mi, yoksa sistemde mi?
Artık klasik eğitim anlayışıyla bir yere varamayız. Dünya değişti. Meslekler değişti. İhtiyaçlar değişti.
Esnek eğitim modelleri, kariyer rehberliği ve iş dünyasıyla entegre sistemler bir tercih değil, zorunluluktur.
Üç yılda üç milyon genci istihdama kazandırma hedefi kulağa büyük geliyor. Evet, büyük. Ama Türkiye büyük hedefler koymadan ilerleyemez.
Bu hedefin altını dolduracak olan ise hamasi söylemler değil; üretimdir, planlamadır, liyakattir.
Eğer sanayi güçlenirse, teknolojiye yatırım yapılırsa, girişimci gençlerin önü açılırsa bu hedef gerçekleşir. Aksi halde sadece rakamlardan ibaret kalır.
“Türkiye Yüzyılı” deniyor…
Bu sözün içi doldurulmadıkça bir slogandan öteye geçmez.
Türkiye Yüzyılı;
Gençlerin umutsuz olmadığı,
Üretenin kazandığı,
Ailenin korunduğu,
Eğitimin hayatla buluştuğu bir düzen demektir.
Bugün önümüzde iki yol var:
Ya yaşlanan dünyanın yükünü sırtlanan bir ülke olacağız…
Ya da genç nüfusunu doğru yönetip, bu dönüşümün kazananı olacağız.
Karar bizim.


Strateji Uzmanı  Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss