21 Mayıs 2026 - Perşembe

Devletin Rotası mı, Siyasetin Dili mi?

Devletin Rotası mı, Siyasetin Dili mi?

Yazar - Süleyman Aksoy
Okuma Süresi: 3 dk.
197 okunma
Süleyman Aksoy

Süleyman Aksoy

slmnaksoy@gmail.com - 05073119970
Takip EtGoogle News

Süleyman AKSOY Yazıyor

Devletin Rotası mı, Siyasetin Dili mi?

Türkiye bazen öyle dönemlerden geçer ki, söylenen cümlelerden çok; o cümlelerin neden, hangi zamanda ve hangi zeminde kurulduğu önem kazanır.

Son günlerde Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamalar da tam olarak böyle bir dönemin işaretlerini taşıyor.

“Terörsüz Türkiye”, “yeni süreç”, “toplumsal normalleşme”, “siyasetin yeniden şekillenmesi” gibi kavramlar artık daha yüksek sesle konuşuluyor.

Elbette bu millet, kırk yılı aşkın süredir terörden yorulmuştur.
Anadolu’nun her şehrinde ocaklar sönmüş, anneler ağlamış, gençler toprağa düşmüştür.

Hiç kimse Türkiye’nin huzur içinde yaşamasına karşı çıkmaz.
Hiç kimse silahın susmasına itiraz etmez.

Fakat mesele sadece silahın susması değildir.

Asıl mesele şudur:

Silah bırakılırken devletin temel karakteri korunacak mı?
Milli birlik duygusu güçlenecek mi?
Yoksa Türkiye yeni ve belirsiz bir siyasi denklem içine mi sürüklenecek?

Bugün toplumun önemli bir kısmında oluşan kaygı tam olarak budur.

Çünkü bu ülkede insanlar artık sadece ne söylendiğine değil, söylenmeyenlere de dikkat ediyor.

Türkiye geçmişte “çözüm” adı altında yürütülen süreçlerin nasıl ağır bedeller ürettiğini gördü.
Devlet otoritesinin zayıfladığı dönemlerde kimlerin alan kazandığını da gördü.

Bu nedenle bugün kurulacak her cümle, atılacak her adım büyük bir dikkat gerektiriyor.

Biz HÜR DÜŞÜNCE HAREKETİ olarak meseleye ne hamasetle ne de günlük siyasi hesaplarla bakıyoruz.

Bizim için temel ölçü şudur:

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter yapısı, millet anlayışı ve hukuk düzeni tartışmaya açılmadan; demokratikleşme ve toplumsal huzur nasıl güçlendirilebilir?

Çünkü biz inanıyoruz ki;

Bir devlet sadece güvenlik politikalarıyla ayakta kalamaz.
Ama güvenlik duygusunu kaybetmiş bir devlet de toplumsal huzur üretemez.

Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey;
kapalı kapılar ardında yürütülen muğlak süreçler değil,
milletin tamamına güven veren açık bir devlet aklıdır.

Doğu ve Güneydoğu’da gençlerin geleceğe umutla bakamadığı, üretimin zayıfladığı, eğitim ve adalet duygusunun yıprandığı bir ortamda sadece güvenlik diliyle kalıcı çözüm üretilemez.

Bu nedenle biz diyoruz ki:

* Teröre karşı tavizsiz devlet,
* Vatandaşa karşı adil devlet,
* Üreten ekonomi,
* Güçlü eğitim sistemi,
* Liyakatli kamu düzeni,
* Herkes için eşit hukuk,
* Güçlü demokrasi,
* Güçlü millet bilinci…

İşte Türkiye’nin gerçek çözüm yolu budur.

Bugün yapılması gereken şey;
kimlikler üzerinden yeni tartışmalar üretmek değil,
ortak geleceği güçlendirmektir.

Çünkü bu milletin asıl ihtiyacı;
korku siyaseti değil güven duygusudur.

Ve unutulmamalıdır ki;

Türkiye’nin geleceği,
terörle pazarlık edenlerin değil,
adaleti güçlendirenlerin ellerinde yükselecektir.

Bizim hikâyemiz;
ayrışmanın değil birleşmenin,
öfkenin değil aklın,
belirsizliğin değil devlet ciddiyetinin hikâyesidir.

Ve o yürüyüşün adı:

#BizimHikayemizTürkiye’dir.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss