01 Nisan 2026 - Çarşamba

Dış Politika Kırılganlığı

Dış Politika Kırılganlığı

Yazar - Süleyman Aksoy
Okuma Süresi: 3 dk.
95 okunma
Süleyman Aksoy

Süleyman Aksoy

slmnaksoy@gmail.com - 05073119970
Takip EtGoogle News

Dış Politika Kırılganlığı, Laiklik, Millî İrade ve Kucaklayıcı Kararlılık
Sayın İbrahim Karagül’ün 26 Mart 2026 tarihli yazısı, bölgemizdeki gerilimin hızla yayılma riskini bir kez daha ortaya koymaktadır. Haşd-i Şabi’nin Erbil’e yönelik eylemleri, İran’ın Körfez hedeflerine misillemeleri ve Körfez ülkelerinde dolaşan hazırlık iddiaları, “bir gecede yeni cephelerin açılabileceği” tehlikesini artırmaktadır. Bu gelişmeler, Türkiye’nin Ege ve Akdeniz dahil dış politikadaki kırılganlığını milletimizi infiale sürüklemeden, sükûnet ve akılla dile getirmemizi zorunlu kılmaktadır.
En büyük risk, coğrafyamızın dış güçler tarafından mezhep ekseninde kutuplaştırılmasıdır. Şii-Sünni ayrımını kullanarak bölge ülkelerini birbirine kırdırma stratejisi, tarih boyunca denenmiş ve dışarıdan gelen güçlerin lehine işlemiştir.
Laiklik, millî egemenliğimizin en güçlü güvencelerinden biridir.
Laiklik, devletin hiçbir mezhep veya inanç grubunun yanında yer almadan, yalnızca Türk milletinin ortak aklı ve millî çıkarları doğrultusunda hareket etmesini sağlar. Karar vericilerimize hatırlatmak isteriz: Laik bir devlet yapısı, duygusal tepkiler yerine akılcı diplomasi ve stratejik denge politikası yürütmemizi kolaylaştırır. Böylece Türkiye, mezhep çatışmalarına taraf olmadan bölgenin istikrar unsuru olabilir.
Bu kritik dönemde millî iradenin tecellisi zorunludur.
Karar vericiler, derhal Gazi TBMM’yi kapalı oturumda toplamalıdır. Son gelişmeler, istihbarat bilgileri ve olası senaryolar milletvekilleriyle paylaşılmalı, süreç millî iradenin kalbine taşınmalıdır. Şeffaf bir istişare, hem iç bütünlüğümüzü güçlendirir hem de dış politikada daha sağlam adımlar atmamızı sağlar.
TBMM’nin bu oturum sonrasında yayınlayacağı bildiride ise bütün milletimizi ve bölgemizi kucaklayıcı bir kararlılık ortaya konulmalıdır. Bu kararlılık, mezhep ayrımcılığından uzak, millî birlik ruhuyla yoğrulmuş ve komşularımızla barış içinde yaşama iradesini yansıtan bir üslupla kaleme alınmalıdır. Böyle bir yaklaşım, içte milletimizi bir arada tutarken dışarda Türkiye’nin sorumlu ve yapıcı bir güç olduğunu gösterir.
Hür Düşünce Hareketi olarak önceliğimiz, 2035 Hür Ekonomik Egemenlik Doktrini ışığında Türkiye’yi dış şoklara karşı dirençli kılmaktır. Enerji güvenliği, yerli teknoloji ve millî üretimle bağımsız bir duruş sergilemek, laik cumhuriyet değerlerimizle mümkündür.
Savaş bir an önce durmalıdır. Bu ancak infial yaratmadan, akıl ve vicdanla, “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” bir yaklaşımla başarılabilir. Karar vericilerimizden beklentimiz, laikliğin ve millî iradenin hayati önemini görerek Gazi Meclis’i derhal devreye sokmaları ve kucaklayıcı bir millî duruş sergilemeleridir.
Coğrafya patlamasın diye önce zihinlerimizdeki mezhep ve duygusal tuzakları patlatalım.
Hür Düşüncenin Mühendisi
Süleyman Aksoy
Hür Düşünce Hareketi Genel Başkanı

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss