31 Mayıs 2026 - Pazar

İçindeki Kâinatın Farkında mısın?

İçindeki Kâinatın Farkında mısın?

Yazar - Ömer Karataş
Okuma Süresi: 6 dk.
222 okunma
Ömer Karataş

Ömer Karataş

karatasomer@gmail.com -
Takip EtGoogle News

İçindeki Kâinatın Farkında mısın?

"Yedi iklim dört köşeyi dolandım,

Meğer dünya her tarafta bir imiş."

Dadaloğlu

Yıl 1978...

Amerika'da bir uzay araştırma merkezinde bilim insanları kâinatın haritasını çıkarmaya çalışıyordu.

Aylar süren çalışmaların sonunda, devasa bir tablo hazırladılar.

Salonun duvarını baştan sona kaplayan bu harita, evrenin bilinmeyen sırlarını gözler önüne seriyordu.

O gün orada bulunan bir doktor haritaya uzun uzun baktı.

Sonra birden yerinden fırladı:

"Bu olamaz!"

Salondakiler şaşkınlıkla etrafını sardı.

"Neden olamaz?" diye sordular.

Doktor heyecanla cevap verdi:

"Hemen benimle gelin."

Kısa bir yolculuğun ardından üniversiteye ulaştılar.

Doktor onları büyük bir salona götürdü.

İçeri giren bilim insanları gördükleri manzara karşısında adeta donup kaldılar.

Çünkü karşılarında duran harita, biraz önce uzayın haritası sandıkları şeklin neredeyse aynısıydı.

Hayretle sordular:

"Bu nedir?"

Doktor sakin bir şekilde cevap verdi:

"Bu, insan beyin zarının büyütülmüş görüntüsü."

Salonda derin bir sessizlik oluştu.

Çünkü insan, ilk kez kendi içinde taşıdığı muazzam âlemi fark ediyordu.

Eskiler boşuna söylememiş:

"İnsan küçük bir kâinattır, kâinat da büyütülmüş bir insan."

Belki de bu söz, bugün her zamankinden daha fazla anlam taşıyor.

Çünkü biz gökyüzünün derinliklerini araştırırken, kendi iç dünyamızı ihmal ediyoruz.

Mars'ı merak ediyoruz.

Galaksileri araştırıyoruz.

Yapay zekâyı konuşuyoruz.

Ama çoğu zaman kendimizi tanımaya vakit ayırmıyoruz.

Oysa insan yalnızca etten, kemikten ve kandan ibaret değildir.

İnsanın içinde umut vardır.

Vicdan vardır.

Merhamet vardır.

Sevgi vardır.

İnanç vardır.

Ve keşfedilmeyi bekleyen koskoca bir dünya vardır.

Peki ne oldu da kendimizden bu kadar uzaklaştık?

Bugün insanların büyük bölümü gününün önemli kısmını ekranların karşısında geçiriyor.

Saatlerce kaydırıyoruz.

İzliyoruz.

Beğeniyoruz.

Paylaşıyoruz.

Ama kendimizle baş başa kalmaktan kaçıyoruz.

Bir çiçeğin kokusunu fark etmiyoruz.

Bir dostun derdini dinlemiyoruz.

Bir çocuğun gülüşünde saklı olan mutluluğu göremiyoruz.

Dijital dünyanın gürültüsü içinde, kendi sesimizi duyamaz hâle geliyoruz.

Telefonlarımızı her gün şarj ediyoruz.

Peki ruhumuzu en son ne zaman şarj ettik?

İşte asıl tehlike burada başlıyor.

Çünkü insan kendinden uzaklaştıkça huzurdan da uzaklaşıyor.

Bugün herkes huzurun peşinde.

Ama huzuru çoğu zaman yanlış yerlerde arıyoruz.

Oysa Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:

"Biliniz ki kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur." (Ra'd Suresi, 28)

Ne ekranlar...

Ne alkışlar...

Ne de sahip olduklarımız...

Kalbin boşluğunu doldurmaya yetiyor.

Gerçek huzur, insanın Rabbini hatırlamasında ve kalbini O'na yöneltmesindedir.

İnsan Rabbine yaklaştıkça kendine de yaklaşır.

Kendini tanıdıkça hayatın anlamını daha derinden kavrar.

Biz Kocaeli Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Derneği olarak sadecebağımlılıklarla mücadele etmiyoruz.

Aynı zamanda insanın kendine yabancılaşmasına da dikkat çekiyoruz.

Çünkü insan özünü kaybettiğinde, elindeki en büyük serveti de kaybetmiş oluyor.

Belki bugün yapmamız gereken şey çok basit.

Bir süreliğine telefonu bir kenara bırakmak.

Başımızı kaldırıp gökyüzüne o uçsuz bucaksız derinliğe bakmak.

Bir dostun hâlini sormak.

Bir ağacın gölgesinde birkaç dakika oturmak.

Ve biraz da kendi içimize dönmek...

Çünkü hayat ekranın içinde değil.

Hayat, şu an aldığımız nefeste saklı.

Hayat, sevgide saklı.

Hayat, samimiyette saklı.

Hayat, Rabbimize yakınlıkta saklı.

Belki de bütün ömrümüz boyunca uzaklarda aradığımız şey;

ne ekranda,

ne kalabalıklarda,

ne de bitmek bilmeyen dünya telaşında...

Belki de aradığımız şey,

içimizde keşfedilmeyi bekleyen o kâinattır.

Şimdi kendine sor bakalım:

İçindeki kâinatın farkında mısın?

Ve onu en son ne zaman ziyaret ettin?

Kendini tanımaya çalışanlara,

Hayatın anlamını arayanlara,

"Ben kimim?" sorusunu sormaktan vazgeçmeyenlere

selam olsun.

Bu yolda okumak isteyenlere Sezai Karakoç'un "Diriliş Neslinin Amentüsü" adlı eserini gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

Belki de insanın kendi hakikatine doğru çıkacağı yolculuk için güzel bir başlangıç olur.

Selam ve muhabbetle.

Ömer KARATAŞ

Kocaeli Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Derneği

Yönetim Kurulu Başkanı

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss